|
BEYİNDEKİ 2.BEYİN
YILDIZ HÜCRELER
SAYFA-2
Peki bu yol nasıl işliyor? Astrositlerin içinde aşırı miktarda kalsiyum iyonu üretimine yol açan bir dizi kimyasal tepkime söz konusu. Bu tepkimeler bir astrositten diğerine dalga dalga yayılıyor. Gliyologlar, bir tür kalsiyum dalgasından söz ediyor.
Ama bu dalganın yaydığı bilgiler çok ağır hareket ediyor. Sinirlerdeki elektrik akımı saniyede en az 1 metre katederken bunların hızı en çok saniyede 15-30 mikrometreye çıkabiliyor. Biri hızlı diğeri yavaş bu iki ağın kullanımı, beynimizin ekinliklerini daha iyi koordine etmesini sağlıyor.
Ancak gliyologlar laboratuvar ortamında bu bulguları elde etseler de in vitro ortamda gerçekleştirilen gözlemleri onaylayacak canlı hayvan üzerinde verilere sahip değillerdi.
HAYVANDA GÖZLENDİ
2004 yılı sonunda Amerikalı araştırmacı Hajime Hirase ilk kez canlı bir farenin kafatasının içinde yıldız hücreleri in vivo görmeyi başardı. Bunu da laboratuvarlarda şimdilik pek yaygın olarak kullanılmayan bifoton mikroskop sayesinde başardı.
Bu aygıt moleküllere zarar vermeden onların dokular içindeki hareketinin izlenmesini sağlıyor. Hajime Hirase, yıldız hücreleri doğrudan inceleyebilmek amacıyla hayvanın kafatasında iğneyle küçük bir delik açtı.
Şimdilik bu yöntem beynin derinliklerine nüfuz edilmesine olanak sağlamadığı için yetersiz olsa da araştırmacılar yakında astrosit iletişimi hakkındaki teorilerini kanıtlayacak bulgulara ulaşacaklarından eminler.
Üstelik astrositler yalnızca iletişimde rol oynamayıp yeni nöron ve yeni sinapsların oluşumunda da vazgeçilmez nitelikteler. Beynin yaşam süresince sürekli maruz kaldığı değişimler öğrenme ve anımsama işlevlerinin temeli olduğuna göre bu özellik büyük önem taşıyor. Beynin bu esnekliği de astrositlerin salgıladığı kimyasal maddelerden kaynaklanıyor.
|
|
|
|
|
|
|
YILDIZ HÜCRELER ÇOK GEREKLİ
90'lı yılların sonunda Stanford Üniversitesi'nden Ben Barre ve ekibi nöronlarla gliyal hücreleri birbirlerinden ayıran ve bunları haftalarca kültür ortamında tutabilen özgün bir yöntem geliştirdiler.
Ekip nihayet 2001 yılında nöronların gliyal hücrelerin yokluğunda kültive edilmeleri halinde yeni oluşan sinapsların az sayıda ve etkisiz olduğunu belirledi.
Bu etki kültür ortamında asıltı halinde yeniden bir araya gelen bir ya da birkaç maddenin serbest kalmasının sonucu. Geriye bu maddelerin doğasının kesin olarak saptanması kalıyor.
İşte bu hedefe varmak amacıyla da halihazırda pek çok ekip canla başla çalışıyor.
Sonuç olarak, yıldız hücrelerin yaşamımız boyunca nöronların doğuşunu kontrol ettiğini söyleyebiliriz. 1997 yılından beri, olgun yaşta bile beynin özellikle de bellek sürecinde önemli bir rol oynayan hipokampta kök hücrelerden yeni hücreler üretebildiğini biliyoruz.
Bu bölgedeki yıldız hücrelerin de kök hücreleri nörona dönüştüren, henüz tanımlanmamış molekülleri serbest bıraktığı belirlendi. Kısacası yıldız hücreler beynin mimari yapısının başlıca organizatörleri olarak görülebilir. Oysa bu hücrelerin şimdiye kadar bütünüyle edilgen oldukları sanılıyordu!..
EİNSTEİN'ın ZEKASI
Albert Einstein'ın beynine 1980'li yıllarda otopsi yapma izni verilen ilk araştırmacı olan Marian Diamond, "bir sırrın anahtarı tam da gözünüzün altında olabilir ve siz yıllarca bunu görmeden yanından geçebilirsiniz" diyor.
|
|