ba_l_k_yaz_s_.1.dernek.kk.jpg


YENİ DÜNYALARA DOĞRU

SAYFA-2

SAYFA-3

SAYFA-4

SAYFA-5

SAYFA-6

SAYFA-7


SAYFA-3


amblem.2.k.jpg

YENİ DÜNYALARA DOĞRU

Robert HEINLEIN


jupiter.kk.jpg

Bölmeler kapanır ve koğuş, diğer bölmelerden izole edilir. İçerde panik olur, buna rağmen tıkacın üstüne bir de yastık bastırırlar ve kaptan ile görüşerek, gemi tabanında bir delik açıldığını haber verir. Uzay elbiseleri giymiş bir ekip içeri girerek, zemini yamar. Ardından da Kaptan Harkness tarafından bir tören düzenlenerek Bill tebrik edilir. Peggy, mutluluktan uçmakta ve ağabeyi ile övünmektedir. Ardından, duvarı delen yamru-yumru maden parçasından oluşan göktaşını ona armağan eder.

Sf:114
Ağustos ayının yirmi-dördünde Haptan Harkness, geminin kendi ekseni çevresinde dönüşüne son verdi. Dört saat boyunca sürekli olarak hız kaybettik ve nihayet Jüpiter'den altı-yüz bin mil uzaklıkta yörüngeye girdik. Yolcular için ağırlık kaybı hala hoş bir durum teşkil etmiyordu ama, herkes kendini buna hazırlamıştı. Gereken tedbirler alındı; bu arada ben de yolcuların büyük bir kısmı gibi «uzay tutması»na karşı iğne yaptırdım.

Bilindiği üzere, Jüpiter'in çevresinde Satürn gezegeninde olduğu gibi bir takım kuşaklar yoktur. Ama yine de Jüpiter ve uydularının çevresinde dikkatle bakıldığında, bir yoğunlaşma göze çarpmaktaydı. Ve bu da, bir uzay gemisi pilotu için, bu gezegene yaklaşmayı oldukça tehlikeli kılıyordu. İşte bu yüzden ağır ağır ilerlemekteydik.

_o.k.jpg

Uzak kalmaya çalıştığımız kısım, Jüpiter'in ekvator civarıydı. Tıpkı Satürn gezegenindeki gibi Jüpiter'in de tehlikeli kuşağı burasıydı. Bu amaçla, Kaptan Harkness bizi gezegenin kuzey kutbuna doğru yaklaştırmaktaydı. Böylece, bir süre için tehlikeli bölgeden tamamen uzak kalmaktaydık. Fakat tabiî, Ganymede'e ulaşabilmek, gezegenin üzerinden geçerek biraz alçalmamızı gerektiriyordu.

Jüpiter'in kuzey kutbu üzerinden geçerken, saniyede otuz mil yapmaktaydık ve üstelik gezegene de oldukça yakındık: aşağı - yukarı otuz bin mil kadar... Gerçekten de görülmeye değer bir manzaraydı bu.

Tepeyi aşar - aşmaz,., lo, yani Jüpiter'in bir numaralı uydusu, görüş alanımıza giriverdi. lo, aşağı - yukan Ay'ın büyüklüğündeydi ve o sırada biz, ona, Ay'la Dünya arası bir uzaklıkta bulunduğumuzdan, karşılaştığımız manzara, Ay'ın Dünya'dan görünüşünü andırıyordu. Ama birçok farkla tabii: Kapkara bir gökyüzü ve bu göğün ortasında parlayan kıpkırmızı bir yuvarlak. Fakat daha beş dakika geçmemişti ki bu kızıllık, portakal rengine dönüşüverdi.

-devam-


bilimkurgu@x-bilinmeyen.net