ba_l_k_yaz_s_.1.dernek.kk.jpg


YENİ DÜNYALARA DOĞRU

SAYFA-2

SAYFA-3

SAYFA-4

SAYFA-5

SAYFA-6

SAYFA-7


SAYFA-2


amblem.2.k.jpg

YENİ DÜNYALARA DOĞRU

Robert HEINLEIN


yeni_d_nyalarado_ru.k.jpg

Sf:69
Hemen Mayflower'ı görebileceğim bir lombozun önüne gittim, insan onu görünce niçin yere inemediğini hemen anlıyor. Diğer uzay gemilerine benzemiyordu Mayflower: Aşağı - yukarı bir küre biçimindeydi, sadece bir yanı koni şeklinde sivriydi.

Bulunduğum yerden küçük bir gemiymiş gibi görünüyordu. Sonra birden yüzeyinde bir şişkinlik gözüme çarptı. Icarus'du bu. Bir kenarda boşaltma yapıyordu.

Mayflower yaklaşmaya başlamıştı. Ve işte o zaman onun ne kadar muazzam bir uzay gemisi olduğunu fark ettim. Uzay elbiseleri giymiş adamlar üzerinde birer karınca gibi görünüyordu.

Adamlardan biri bize doğru bir şey fırlattı. Çelik halata benzer bir şey. Ve daha bu nesnenin ucundaki düğüm bize ulaşmadan gözümün önünde şimşekler çaktı. Tüylerim diken diken olmuş, bütün vücudumda ansızın bir ürperme belirmişti. Kompartımandaki kadınlardan birkaçı, korkudan cıyak cıyak bağırmaya başladılar. Bayan Andrews, bunun sadece iki gemi arasındaki elektrik potansiyelinin ayarlama işlemi olduğunu söyleyerek onları yatıştırmaya çalıştı.

Gemi müthiş kalabalıktır. Bu yüzden kendilerine yer bulmakta zorlanırlar. Her kafadan bir ses çıkmaya ve kurallar çiğnenmeye başlayınca, kaptan, yolcular arasından bir yönetim kurulu seçtirerek disiplini sağlar. Gruplar oluşturan gençler, gemiz gezisi düzenleyerek güverteleri tanımaya çalışırlar. Bu arada bir de izci grubu kurarlar.

Bill, akordeon'unu da müzik aleti ve kültür hizmeti olarak yanına almıştır. Zaman zaman onunla «vadimin yeşil tepeleri» şarkısını söyleyerek yolcuları duygulandırır. Ayrıca, gemi yolculuğu için verilen tulumun altına, izci üniformasını giyerek yanına almıştır. Bu kıyafet, gün gelip onların hayatını kurtaracaktır.

Sf:
A güvertesinde uygulanan saat ayarına göre kalk borusundan hemen sonraydı. Yatağımı yapmakla meşguldüm. Elimde izci üniformam vardı. Onu katlayıp yastığınım altına koymak üzereydim.

Ansızın, hayatımda şimdiye kadar duyduğum en müthiş gürültüyü işittim. Sanki kulağınım dibinde bir tüfek patlamıştı.

Sonra hiçbir şey işitmez oldum birden. Kulaklarımdaki korkunç uğultudan başka.. Aynı
anda bir an için gözlerim kamaşmıştı. Kendimi toplamaya çalışarak ne olduğunu anlamaya uğraştım... Ve birden yarım metre kadar ötemde, geminin zemininde, yumruğum büyüklüğünde bir delik açılmış olduğunu gördüm. Delikten baktım: Kopkoyu bir karanlık... ve sonra kayıp geçen bir yıldız, işte ancak o zaman korkunç gerçeği kavrayabildim.

Kulağıma bir ıslık sesi geliyordu. Sanki bir topun, ya da şişirme, lastik bir botun havası boşalmaktaydı.

O anda hiçbir şey düşünebilmiş olduğumu sanmıyorum. Fakat adeta bir içgüdü davranışıyla hemen yere eğildim ve elimdeki üniformayı bir top haline getirip deliğe tıkadım. Yapmış bu tıkaç, dışarıdan gelen emme gücünün etkisiyle bir an için yerinden kayıp gidecekmiş gibi oldu, fakat sonra iyice sıkıştı ve bir daha yerinden oynamadı. Ama yine de hava kaybetmeye devam ediyorduk. İşin korkunç tarafı da buydu zaten.

-devam-


bilimkurgu@x-bilinmeyen.net