ba_l_k_yaz_s_.1.dernek.kk.jpg


İSTİRİDYE KABUĞUNDAKİ VENÜS

SAYFA-2

SAYFA-3


SAYFA-2


amblem.2.k.jpg

Philip José FARMER

İSTİRİDYE KABUĞUNDAKİ VENÜS

SAYFA-2

ven_s-farmer.k.jpg

Sf:47
"Yaptıkları şey bir gezegenin atmosferine en son H2O parçasını bile sıvılaştıran kimyasal bir madde salgılamaktan ibaret. Nasıl bir sağanak indiğini görsen de inanamazsın."
"Evet, inanırım!" dedi Simon.

".....Hoorhorlar, temizledikleri gezegenlerin on bin yıl sonra bir kez daha temizlemek üzere çetelelerini tutuyorlar. Aslına bakarsan biraz personel sıkıntısı çekmekteler ve elli bin yıldan önce geri dönmeleri mümkün değil."

Çalışa çalışa Çince öğrenmeyi ve gemiyi yönetmeyi başaran Simon, Guliver'in Seyahatlerine benzer bir şekilde çeşitli gezegenleri dolaşırken, her bir toplumsal yapıda, insanlığın bir yönünü eleştirir. Uzay bükümlerinden ya da solucan deliği denilen koridorlardan geçer, ışık hızını aşar ve canlı olarak bilinen yıldızların içinden geçerken, onların can acısıyla attıkları çığlıkları duyar.

Kedi insanların gezegeninde, kraliçe tarafından kendisine içirilen ölümsüzlük şarabı ile ölümsüz olur; bunu hayvanlarına da içirir. Başka bir gezegende, bir dişi biyolojik robot Chworktop ile karşılaşır. Bir kaza sonucu, robot öz güven kazanmıştır ve sahibinden kaçmıştır. O da ekibe katılır ve bir süre sonra, "Huwang-Ho"yu yöneten ana bilgisayar "Büyük Bacı Plum"ın özgün düşüncelerini ve serbest iradesini öğrenmeyi görev edinir. Simon ise, yaradılışın nedenini araştırmaktadır, çılgıncasına. Tam bulduğunu sandığı bir gezegenin bilgesi ve yamağı, onu yemeğe kalkıştıklarında son anda Chworktop tarafından kurtarılır.

Çok değişik maceralarda karşılaştığı toplumlarda trajikomik olaylar yaşarlar. Simon hep aynı şeyi sorgulamakta ve öğrenmek istemektedir: "Evren kimdir?" Sonunda ana bilgisayara sormaya karar verir. Bilgisayar ise, tıpkı Nasreddin Hoca'ya dünyanın merkezinin sorulması, o da "Eşeğimin ayağının bastığı yerdir!" demesi gibi bir yanıt verir:

Sf:230
Simon, "Evrenin merkezi nerededir?" diye sordu Büyük Bacı Plum'a.
"Sen neredeysen, oradadır!" dedi bilgisayar.
"Kişisel anlamda kastetmiyorum," dedi Simon. "Demek istiyorum ki, evrenin hacmini bir bütün olarak ele alırsak ve bir küre olduğunu düşünürsek, merkezi nereye düşüyor?"

"Sen neredeysen oraya düşüyor," dedi Büyük Bacı Plum. "Evren, sürekli genişlemekte olan kapalı bir sonsuzluktur. Merkezi sadece varsayımsal olabilir, dolayısıyla gözlemci de, varsayımsal olsun ya da olmasın, evrenin merkezindedir. Her şey kütle veya uzay/zaman içinde onun bulunduğu yerden dışa doğru eşit olarak yayılmaktadır. Niçin bilmek istemiştin?"

"Kendi galaksim dışında nereye gittiysem Clerun-Gowph kuleleriyle karşılaştım," dedi Simon. "Kuleleri inşa edenlerin gezegenlere yaşamın başlamasından önce uğradıkları apaçık ortada. Benim galaksimde niçin olmadığını bilmiyorum. Ama Clerun-Gowph'ın benim galaksime sıra gelmeden önce artık yeter demiş olmalarını tahmin ediyorum. Demek ki çıktıkları yere -her neresiyse- geri döndüler.

Bana öyle geliyor ki tüm türler içinde en kadim olan bu canlılar evrenin merkezindeki bir gezegenden gelmişlerdi. Dolayıyla eğer evrenin merkezini bulabilirsem, onları da bulmuş olacağım. Onlar da evrendeki ilk canlı türü olarak, yanıtı bileceklerdir."

-devam-


bilimkurgu@x-bilinmeyen.net