ba_l_k_yaz_s_.1.dernek.kk.jpg


UZAY TAZISI'nın YOLCULUĞU

SAYFA-2

SAYFA-3


SAYFA-2


amblem.2.k.jpg

A.E. van VOGT

UZAY TAZISI'nın YOLCULUĞU

SAYFA-2

cebrail.k.jpg

Sf:127
"Onlara bakma!"
Bakmamak çok güçtü. Grosvenor duvardaki bu görüntülerden yansıyan ışık oyunlarını engellemek için gözlerini sürekli kapıyordu. Başlangıçta görüntüler ona her yerdelermiş gibi gelmişti. Sonra kadınsı biçimlerin -bazıları garip biçimde çift, bazıları tek- duvarın şeffaf ya da yarı şeffaf aynamsı bölümlerinde olduğunu fark etti. Işığı bu şekilde yansıtan yüzlerce yer vardı; ama bir sınır sayılırdı yine de.

Tüm gemi personeli hipnotize olur; kimi birbirine saldırır, kimi düşer bayılır. Governer, tedavi ettiği birkaç bilim adamı ile devreye girer. Bu sembolleri gönderenin amacını öğrenmek üzere, istenilen düzeyde beyin dalgaları oluşturan ansefalo-ayarlayıcını kullanır.

Sf:141
..... Kararsız bir sesle "Bunlar gibi çok uzak mesafelerden hipnoz uygulayabilen varlıklar," dedi, "birbirlerinin zihinlerini de büyük olasılıkla okuyabiliyorlardır ve insanların ancak ansefalo-ayarlayıcı sayesinde kullanabildikleri telepati gücüne sahip olsalar gerek."

Arkeolog Korita, bu tür toplumların birbirlerinin zihinlerini okumaları yüzünden her şeyi bildiklerini düşüneceklerini; bundan dolayı "mutlak kesinlikler" üzerine bir düzen kuracaklarını; bunun da onları "yeniliği ve devrimi reddeden" bir topluma dönüştüreceğini ve hızla yozlaşmaya sürükleyeceğini anlatır.

Governer, bilgi karşılığı hipnotize edilmeye kabul eder ve aygıtı kullanarak, yaratıklardan biri ile zihinsel temas kurar.

Sf:143-144
..... Yaratık kısmen insanımsıydı. Yine de daha önce aklına niçin kadınsı bir görüntünün geldiğini görebiliyordu. İkili surat bir saç topuzu gibi örülmüş altın renkli tüylerle kaplıydı. Ama şimdi yanılgı götürmez biçimde kuşu andırdığı anlaşılan kafasının, gerçekten de insansı bir havası vardı. Toplardamara benzeyen çizgilerle dantel gibi kaplanmış olan yüzü tüysüzdü. Bu çizgilerin şakakları ve burnu andırır tarzda gruplaşmaları, yüze insan havası veriyordu.

İkinci çift göz ve ağız birincilerin yaklaşık dörder santimetre üzerindeydi. İnce ve uzun el ve parmaklarla sonlanan son derece narin iki çift kısa kolun bağlı olduğu ikinci bir çift omuz da vardı ve genel hava kesinlikle kadınsıydı. Grosvenor'ın aklından iki bedenin önce el ve parmaklarının ayrılacakları şeklinde bir düşünce geçti. İkinci beden o zaman kendi ağırlığını taşıyabilecekti. "Partogenez" diye düşündü Grosvenor. Ana bedenden yavru bir bedenin filizlenmesi ve sonuçta yeni bir birey halinde anadan kopuş.

Önündeki ekranda izlediği görüntü küntleşmiş kanatlara sahipti. "Bileklerde" tüy tutamları göze çarpıyordu. Şaşırtıcı biçimde dik ve insanı ancak yüzeysel olarak andıran bedeninin üzerine parlak mavi giysiler giymişlerdi. Tüylü bir geçmişe ait başka kalıntılar da vardıysa bile giysileri bunu saklıyordu. Açık olan tek şey bu kuşun ne eskiden ne de şimdi kendi gücüyle uçmadığıydı.

Son derece dar ve birbirine çok ince şeritlerle bağlı yüksek binalarda, adeta tüneklerde yaşayan bu varlıklar, birbirlerinden çok farklı yerlerde konumlansalar da aralarında telepatik bir ağ mevcuttur. Komünal düşünme ve çoğalma yöntemleriyle duyusal tad almaktadırlar ve "Uzay Tazısı"na gönderdikleri sinyaller, dostça bir iletişimden başka bir şey değildir. Grosvenor ile iletişim sonucu, çok özelleşmiş bir varoluşu sürdüren bu kuş yaratıkları -ya da insanların- yeni fikirlere karşı dirençleri kırılmıştır. Bu ise onların yaşama farklı bakmaları ve ilerlemelerini sağlayacaktır.
@

-devam-


bilimkurgu@x-bilinmeyen.net