|
Bu gölde hayat kaynıyordu...
Büyük kütleden, küçük, pelte kıvamında, hayal meyal insan vücudunu andıran kabarcıklar fışkırıyor, bunlar ana maddeden aldıkları cevherle şişiyor ve büyüyorlar, gölün kenarına sokularak kendilerini ana maddeye bağlayan son, incecik iplik gibi bağları kopararak, sendeleyen adımlarla kayalara tırmanıyorlardı.
-Allah'ım! Bu canavarlar hayat havuzundan çıkıyorlar. Orada doğuyorlar.
Subayı taşıyan canavarlar havuzun kenarına gelmişlerdi, zafer naraları arasında, Bulut'lu subayı havuzun ortasına attılar...
Çıplak vücudu daha havuzun yüzeyinea değmeden, sanki havuzdan minyatür eller, garip vantuzlar, hırslı dudaklar uzandı ve yıvışık madde cesedin üzerine kapandı. Bulut'lunun vücudu, bu yaşayan peltenin kıvrımları arasında kayboldu.
Bu sahne, daha sonra, bazı korku ve fantastik filmlerde de kullanılacaktır. Sözgelimi "Return of The Mummy" - "Mumya Dönüşü" adlı eserde, Mısırlı Başrahip, böyle canlı bir havuza düşerek yok olur.
Öykünün belki de en özgün buluşu, disriptör denilen yok edicidir. Yaralanan ağabeyi Jar Arn'ın yerine geçici olarak Orta Galaksi İmparatorluğunu devralan Zart Arn, bu evren yamyamını, Shorr Kan güçlerine karşı eyleme sokmak zorunda kalır. Bu, hedeflenen kısmında bir tür kara delik yaratarak evrenin o bölümünü yok eden, kontrolü zor bir makinedir.
Sf:147-148
Soluk, donuk ışınlar, Etne'nin baş tarafından bir ölüm haberi gibi fışkırarak, uzayın yarı karanlık sonsuzluğuna atıldı. Bu ışınlar kâinatı dolduran sürat harikalarına göre sanki sürünerek gidiyor, ilerledikçe bir yelpaze gibi açılıyordu.
................
Radarda ilerleyen Bulut donanmasını gösteren kalabalık noktalar biraz, pek hafif dalgalanır gibi oldu...
Çok ilerde bir siyah leke belirdi. Titrek sadmelerle büyümeye başladı. Büyüdü... Büyüdü...
Bu küçük leke çok kısa bir zamanda bir gece parçası oldu... Fakat bu siyahlık, ışık yokluğundan olagelen basit bir karanlık değildi. Hiçbir gözün asla rastlamadığı kadar mutlak bir siyahlıktı bu...
Radar ekranında da Bulut donanmasının az evvel işgal ettiği saha, bir karanlığa gömülmüştü. Sanki radar ışınları bu karanlığa sokulamıyor, bu siyahlık sanki özel bir hayata sahipmiş gibi ondan korkuyor, kaçıyorlardı...
..............
Disrüptör, maddeyi değil, uzayı imha eden bir kudretti.
John Gordon, bu savaşı kazanacak mı?.. Dünyaya dönecek mi?.. Prenses Lianna'dan vazgeçecek mi?.. Yoksa?..
1949'da yayınlanan "THE STAR KINGS" romanının devamı olan "RETURN TO THE STARS", 1970 yılında okurun eline geçebilmiştir. Bu arada eşi Leigh Brackett tarafından, kahramanı ERIC JOHN STARK"ın Merkür"ün sıcak tepelerinde, Mars çöllerinde şeytansı güçlerle yaptığı savaşları anlatan "Queen of the Martian Catacombs", "Enchantress of Venus", "Black Amazon of Mars" adlı kitapları yayınlanır.
Daha sonra her iki yazar kahramanlarını birleştirir ve "STARK and The STAR KINGS" adlı ortak romanlarını yazarlar.
|