|
Bu anlatım, Ya.Sin Sûresi'ndeki şu ayetlere çok benzemektedir:
41.ve onların nesliyle dopdolu gemiyi taşıyışımız, şüphesiz onlara bir delildir,
42.ve onlar için bu bineklerin benzerlerinden de yarattık,
43.ve onları şiddet kullanarak batırabilirdik/ boğabilirdik;
44.o şeyin rahmetine ve yararı dirilene kadar.
45.ve işte o zaman "sorumluluk sahibisiniz" denildi, "yöneldiğiniz ve ardınızdan gelecekler, ola ki hısım-akrabalarınız, arasındandır"
46.işte bu, ondan bir tehdit geleceğine inandıkları halde, Özlerinin bulunduğu mekândan, eserlerinin akışını sağladı.
Öykünün sonlarına doğru görülecektir ki, Fizikçi Weston, ele geçirdiği dünyaların sakinlerini öldürmeyi ve insan ırkına boş yer açarak her yeri sömürmeyi, işi bitince de onu bırakıp bir başkasına geçmeyi düşlemektedir.
Sf:173
"Hizmetkârlarınım en küçüğü bile Malacandra'ya varmadan önce henüz semadayken gemilerini durdurup farklı hareketlerdeki bir beden haline getirebilirdi - sizin bedeniniz bile kalmazdı. Bundan sonra ben çağırmadan senin ırkından hiç kimsenin dünyama gelemeyeceğine emin olabilirsin. Ama bu konuyu burada kapatalım. Şimdi bana Thulcandra'dan bahset. Her şeyi anlat. Çarpık Olan'ın semadan ayrılıp dünyanızı çevreleyen havanın içine, üstelik de kendi ışığıyla yaralanmış bir şekilde düştüğü günden beri olup biten hiçbir şeyi bilmiyoruz.
Bu arada bir cenaze törenine şahit olan Ransom, çok şaşırır. Hrossa denilen canlılar, ölüm zamanlarını bilerek Oyarsa'yı ziyaret etmekte ve gezegeninin bütününe ve gerçek ölümsüzlüğe katılmaktadırlar. Bunu da en güzel anlatan, bir ilâhidir:
Sf:184-185
"Buradan gitsin," diye şarkı söylüyorlardı. "Buradan gitsin, erisin ve bedeni yok olsun. Onu bırak, onu sal, onu yavaşça bırak, tıpkı bir taşı parmaklarından durgun bir havuza bırakır gibi. Bırak aşağı gitsin, batsın, çöksün. Bir kere suyun içine girdi mi, orada ayrılıklar yok, aşağı akıp giden suyun içinde katmanlar yok; o cevher hep bir, hep sağlamdır. Yoluna gitsin, bir daha geri gelmesin. Bırak aşağı gitsin, hnau'lar ondan yükselir. Bu ikinci yaşam, öbür başlangıç. Açıl ey renkli dünya, ağırlıksız, kıyısız. Sen ikincisin ve daha iyisin; bu ilki ve güçsüz olanıydı. Bir zamanlar dünyaların içi sıcaktı ve hayatı ortaya çıkardı, ama yalnız soluk bitkiler, karanlık bitkiler. Bugün onların çocuklarının büyüdüğünü görüyoruz, güneşin ışığından hüzünlü yerlere gitmiş. Sonra cennet yeni bir tür dünya yetiştirdi; yükseğe tırmananlar, parlak saçlı ormanlar, çiçek öbekleri, ilk önce karanlık ve sonra aydınlık oldu. İlk önce dünyalar kuluçkaya yattı, sonra güneşler."
... Şarkının sona ermesinin ardından Oyarsa konuştu:
"Şimdi bir zamanlar onların bedenleri olan hareketleri dağıtlım. Maleldil de ilk ve güçsüz olan tükenince bütün dünyayı böyle dağıtacak."
Sonra işaret ettiği pfifltrigg hemen ayağa kalktı ve cesetlerin yanına geldi. Bu defa yeni bir şarkıya çok yumuşakça başlayan hross'lar da en az on adım geri çekilmişti. Pfifltrigg üç cesede de sırayla cam ya da kristale benzeyen küçük bir cisimle dokundu -sonra da kurbağaya benzer zıplamasıyla geri çekildi- Ransom ortaya çıkan körleştirici ışıktan korumak için gözlerini kapattı ve bir saniyeden de kısa bir an için yüzünde çok güçlü bir rüzgara benzeyen gibi bir şey hissetti. Sonra her şey tekrar sakinleşti, üç taşıyıcı da boşalmıştı.
|