ba_l_k_yaz_s_.1.dernek.kk.jpg


SESSİZ GEZEGENİN DIŞINDA

SAYFA-2

SAYFA-3

SAYFA-4

SAYFA-5

SAYFA-6

SAYFA-7

SAYFA-8

Perelandra

That Hiderous Strenght


SAYFA-5


amblem.2.k.jpg

SESSİZ GEZEGENİN DIŞINDA

Out of the Silent Planet

C.S.LEWIS

Sf:168
Onun sesinde kan yerine ışık vardır." Ama Oyarsa'nın sözcükleri hiç de korkutucu değildi.
"Neden böylesine korkuyorsun Thulcandralı Ransom?" dedi.
"Senden korkuyorum Oyarsa, çünkü bana benzemiyorsun ve seni göremiyorum."

"Bu söylediklerin o kadar da büyük nedenler değil," dedi ses, "Aslında sen de bana benzemiyorsun ve ben de seni çok hafifçe görüyorum. Ama birbirimizden tamamen farklı olduğumuzu düşünme. İkimiz de Maleldil'in suretleriyiz. Bunlar gerçek nedenler değil."

Burada Oyarsa'nın semâ olarak kastettiği mahal, uzay boşluğundaki esîrî maddenin kendisi olmaktadır. Albert EINSTEIN'ın genel görelik kuramı çerçevesinde, tüm uzaydaki cisimlerin, esîrî madde içinde açtıkları tünellerde hareket ettiklerini, dolayısıyla da yörünge olarak adlandırılan rotalarından çıkmalarının kolay kolay mümkün olamayacağını söylemiştir. Dolayısıyla, esîrî madde veya günümüz bilim adamlarının deyimiyle biyoplazma, tüm kozmik bilginin kaydolduğu ve yer aldığı bir uzay-zaman ortamıdır. Dünya denilen fiziksel yaşam kaynağı gezegenler, bu ortamın içindedirler ve ışık varlıklar için bu ortam, doğal mekândır.

__leme_1990.1.jpg

Sf:169
"istediğin her şeyi sorabilirsin" dedi ses.
"Semada hizmetkârların mı var?"
"Başka nerede olabilir? Başka bir yer yok ki."
"Ama Oyarsa, sen burada Malacandra'dasın, tıpkı benim gibi."
"Ama Malacandra da, diğer tüm dünyalar gibi semânın içinde dolaşır. Ve ben de tıpkı senin olduğun kadar 'burada' değilim, Thulcandralı Ransom. Senin türündeki yaratıkların semâdan bir dünyaya inmeleri gerekir; bizim içinse dünyalar semânın içindeki yerlerdir. Ama şimdi bunları anlamaya uğraşma. Benim ve Hizmetkârlarımın şu anda bile semada olduğumuzu bilmen yeterli. Tıpkı şimdi burada etrafında oldukları gibi gök-gemisinde de çevrendeydiler."

Bu arada Oyarsa, kadim dönemlerden beri anlatılan ve asteroid kuşağının da oluşmasına sebep olan bir göksel öykü ile, klasik Lusifer/ İblis öyküsünü birleştirerek anlatır. Maleldil (Yaratıcı ve Yasa Koyucu Tanrı) ile kapışan "Çarpık Olan" (İblis), onun tarafından dünyaya hapsedilir. Giderek buradan bilgi almak mümkün olmaz, "sessiz gezegen" olarak anılır.

"Her zaman böyle değildi. Bir zamanlar sizin dünyanızın Oyarsa'sını da tanıyorduk - o benden daha parlak ve büyüktü. O zamanlar dünyanıza Thulcandra demiyorduk. Bu bütün öykülerin en uzunu ve acısıdır. Sonra sizin Oyarsa'nız çarpıklaştı. O günlerde dünyanızda henüz hayat yoktu. O günler, bizim semada hâlâ hakkında konuştuğumuz Çarpık Yıllardı ve O henüz Thulcandra'ya hapsolmamıştı, bizim gibi özgürdü. Kendi dünyasının yanı sıra diğer dünyaları bozmayı da aklına koymuştu. Sol eliyle Ay'ınıza vurdu, sağ eliyle de benim harandra'ma zamanından önce ölümcül bir soğuk getirdi; Maleldil benim elimi kullanarak handramit'leri açmasa ve sıcak su kaynaklarını serbest bırakmasaydı dünyamda hiç canlı kalmayacaktı. Uzun süre onu serbest bırakmadık.

Sf:170-171
Büyük bir savaş oldu, onu semadan püskürttük ve Maleldil'in bize öğrettiği gibi kendi dünyasını çevreleyen havanın içine hapsettik. Hiç şüphesiz o zamandan beri orada yatıyor ve o gezegen hakkında artık hiçbir şey bilmiyoruz: Orası sessiz gezegen. Maleldil'in o dünyayı tamamen Çarpık Olan'ın eline bıraktığını sanmıyoruz ve kendi aramızda O'nun Thulcandra'da Çarpık Olan'la mücadele ederken görülmemiş tedbirler aldığına ve korkunç şeylere cesaret ettiğine dair öyküler anlatıyoruz. Ama bu konuda senden çok daha az bilgiye sahibiz ve bu araştırmayı arzuladığımız bir konu."
.............................

"Bu öyküyü dinledikten sonra Oyarsa, sana söyleyebilirim ki bizim dünyamız fazlasıyla çarpık. Beni buraya getiren iki kişi senin hakkında hiçbir şey bilmiyorlardı ve yalnızca sorn'ların beni istediğini söylediler. Sanırım senin sahte bir eldil olduğunu düşünüyorlardı. Bizim dünyamızın yabanıl bölgelerinde sahte eidiller vardır; insanlar onların huzurunda başka insanları öldürür - onlar eldil'in kan içtiğini düşünür. O iki insan sorn'ların beni bunun için ya da başka bir çarpık amaçla istediğini sanıyorlardı. Beni buraya zorla getirdiler... Onlar beni neden istediğini bilmiyorlardı, Oyarsa. Henüz ben de bilmiyorum."

"Anlatacağım. İki yıl önce -sizin zamanınıza göre bu dört yıl eder- dünyanızdan gelen bu gemi semaya girmişti. Buraya kadar olan yolculuklarını izledik, harandra'nın üstünde uçarlarken eldila da geminin etrafındaydı ve sonunda handramit'e indiğinde hizmetkârlarımın yarısından çoğu dışarı çıkacak yabancıları görmek için geminin etrafında bekliyordu.

-devam-


bilimkurgu@x-bilinmeyen.net