ba_l_k_yaz_s_.1.dernek.kk.jpg


RAMA İle BULUŞMA

SAYFA-2

SAYFA-3

SAYFA-4

SAYFA-5

SAYFA-6

SAYFA-7


RAMA İle BULUŞMA


amblem.2.k.jpg

Randezvous with RAMA

Arthur C.CLARKE

Çev:K.Ümit KAYALIOĞLU, A.Geray BİLİMER Yayını, İstanbul, Mart 1983, 256 Sf.

Tanıtım ve Yorum: Selma MİNE


randevous_with_rama.jpg

Hard Science Fiction (salt bilim kurgu) türünün üç önemli temsilcisinden biri olan Arthur C.CLARKE'ın bu eserinde, "2001-Bir Uzay Destanı" (2001 A Space Odyssey)'nda olduğu gibi, uzayda bir "akıllı yaşam" söz konusudur; ama onların nasıl, nerede ve kim oldukları belli değildir. Sadece geride bıraktıkları birtakım izler veya araç-gereç ile kimlikleri insanoğlu tarafından tahmine çalışılır. İnsanlığın da öncesindeki var oluş, zekî birilerinin evreni keşfe çıkışları... başka boyutlarda, başka benzer bedenlerde, belki de kendilerine uygun bir ortam bulduklarında yeniden canlandırılacak olan temel ama bizimkinden farklı "yazılımlar" - Düal/ikili simetrideki dışbükey bir dünyada yaşayanların trial/üçlü simetrideki içbükey bir dünyayı kavramaya çalışmaları...

Teknik ağırlıklı, bilimsel keşiflere ve kuramlara sıkı bağlı bu eser, heyecan yerine sonu bilinen bir gerçeğe giden yolda, merak uyandıracak bazı öğeler dışında, yalın bir anlatıma sahiptir.
@

Dünyaya göktaşları düşmekte ve büyük hasarlar yaratmaktadır. 21.yy.da artık dünyada boş alan kalmamış; güney kutbundan kuzey kutbuna kadar her yer iskân edilmiştir. 2077 yılında büyük bir meteor yağmuru olur ve Kuzey İtalya'nın Padua ve Verona kentleri haritadan silinir. Altı yüz bin insan ölür. Bir daha öyle bir olayın yaşanmaması için "Uzay Muhafızı" projesi devreye konur. Elli yıl sonra da bu projenin önemi ortaya çıkar.

Sf:7
2130 yıllarında Merih'te üslenmiş radarlar hemen hemen günde bir düzine yeni asteroid buluyordu. Uzay Muhafızlığı kompüterleri derhal onların yörüngelerini hesaplıyor aldıktan bilgileri büyük bilgi depolama aktarıyorlardı; böylece isteyen astronom, onların birikmiş istatistiklerini inceleyip bilgi alabiliyordu.

İlk bin asteroidin saptanması, bu küçük dünyaların en büyüğü olan Ceres'in 19. yüzyıl başlarında keşfedilmesinden sonra, yüz yirmi beş yıldan biraz fazla zaman almıştı. Yüzlercesi bulunmuş, kaybolmuş ve yeniden bulunmuştu; o derece yoğun kümeler halinde olanları vardı ki, bunalmış bir astronom onlara «Gökyüzünün haşaratı» adını koymuştu. Aynı astronom Uzay Muhafızlığının şimdi yarım milyon asteroidi izlediğini bilse muhakkak ki büyük bir şaşkınlığa düşerdi.

Sf:8
Henüz Jüpiter'in yörüngesi dışında iken keşfedilen cisim, keşfedildiği yıla göre ilk defa 31/439 olarak kataloglara geçirildi. Bulunduğu yer bakımından bir anormallik görülmemişti. Çünkü bir sürü asteroid, Satürn'den daha uzak mesafelere gider, sonra tekrar uzak efendileri olan Güneş'e dönerdi. İçlerinde en uzak mesafede dönen Thule 2, Uranüs'e o derece yaklaşırdı ki, bu asteroidin, Uranüs'ün elinden kaçırdığı bir uydusu olduğu zannediliyordu.

Bu kadar uzak mesafeden cisimle yapılan ilk radar teması oldukça olağandışı sonuç vermişti; 31/439'un oldukça büyük bir yapıda olduğu belli oluyordu. Ekoların şiddetinden kompüterler en az kırk kilometrelik bir çap hesapladılar. Böyle bir dev yüz yıldır keşfedilmemişti ve gözden kaçmış olması da aklın alabileceği bir şey değildi.

Sonra yörüngesi hesaplandı ve sır, yerini daha büyüğüne bırakarak çözüldü. 31/439 normal bir asteroidin her birkaç yılda bir, saat dakikliği ile tekrarladığı elips şeklinde bir yol izlemiyordu. O, yıldızlardan gelen ve Güneş Sistemi'ne ilk ve son ziyaretini yapan yalnız bir ziyaretçiydi. O derece süratli yol alıyordu ki, Güneş'in çekim gücünün onu yakalamasına imkan yoktu. Hızla içerilere dalacak, Jüpiter, Merih, Dünya, Venüs ve Merkür'ün yörüngelerinden geçecek, Güneş'in etrafında dolanırken daha da hız kazanacak ve tekrar bilinmeyene doğru yol alacaktı.

Bu noktada kompüterler «Hey oradakiler, ilginç birşey bulduk,» işareti vermeye başladılar ve ilk defa olarak 31/439 insanların ilgisini çekti. Uzay Muhafızlığı Merkezi geçici bir heyecan dalgası ile çalkalandı. Yıldızlararası «gezgin» sadece bir numara olmaktan çıkarılarak ona bir isim verildi. Yunan ve Roma mitolojisinden artık bıkmış olan astronomlar çoktandır Hindu tanrıları üzerinde çalışıyorlardı. Böylece 31/439, Rama ismini aldı.

... Rama hakkında sadece iki şey kesin olarak biliniyordu - ilginç yörüngesi ve yaklaşık büyüklüğü...

-devam-


bilimkurgu@x-bilinmeyen.net