ba_l_k_yaz_s_.1.dernek.kk.jpg

BK ÜZERİNE YAZILAR
ZAMAN YOLCULUĞU
BİLİM mi KURMACA mı?

BİLİM mi KURMACA mı?


amblem.2.k.jpg

BİLİM mi KURMACA mı?
A.Ömer TÜRKEŞ

Her ne kadar "Science-fiction" (Bilimkurgu) kelimesi ilk kez 1927'de Hugo Gernsback tarafıdan kullanılmış ve bu tür teknolojik gelişmelerin bir sonucu olarak değerlendirilmişse de, Bilim-kurgu edebiyatının geçmişi İ.S. II. yüzyılın ortalarında yaşayan hemşehrimiz -Samsatlı- Lukianos'un "Yazar Olmuş Bir Öykü" adlı hikayesine dayanır. Herodotos ve Homeros gibi mübalağlı anlatılarıyla ünlenmiş yazarları hicvetmek için yazdığı hikayesinde, fırtınaya tutulup aya fırlayan, aylılar ve güneşliler arasındaki savaşlara tanık olup farklı gezegenlerde yaşayanlar canlılarla tanışan bir adamın maceralarını anlatmıştır Lukianos. Astronomi ve matematiğe yaptığı katkılarıyla tanıdığımız Kepler, İngiliz papaz Baldwin ve ünlü şair Cyrano de Bergerac da aya yolculuk üzerine eğilmişlerdir. Bugünkü bilimkurgu edebiyatında sıklıkla kullanılan kara-ütopyacı geleneğin kökenleri Thomas More'un "Ütopya"sında ya da Bacon'un "Yeni Atlantis"nde aranabilir. Günümüzün bir başka sevilen teması "yapay insan"ın ortaya çıkışını ise hiç kuşkusuz Mary Shelley'in "Frankenstein"ına (1818) borçluyuz.

Bilimkurguyu türleştiren en önemli isim 19.yüzyılın ikinci yarısında ard arda yazdığı -ve her biri klasikler arasında sayılan- romanlarıyla Jules Verne'dir. Yüzyılın sonlarında yayımlanan "Zaman Makinesi", "Dünyalar Savaşı" ve "Görünmeyen Adam" romanlarıyla H.G. Wells ve "Dr. Jekyll ve Mr. Hyde" (1886) ile R.L.Stevenson da 20. yüzyıl bilimkurgu yazarlarına cesaret verdiler ve bilimkurgu edebiyatı -doğum tarihleri 1900'lü yılların ilk yarısına denk gelen Alfred Bester, Arthur C. Clarke, Frederik Pohl, Isaac Asımov, Paul Anderson, Philip K. Dick, Ursula K. Le Guin, Joe Haldeman, Larry Niven, Yevgeni Zamyatin, İvan Yefremov ve Stanislaw Lem gibi yazarlarla- 1950'lerde altın çağını yakaladı.

Postmodern zamanlara kadar edebiyatın "üst" katlarına alınmayan bilimkurgunun tanımı üzerinde kesin bir uzlaşma yok. Kimileri için edebilik, kimileri için kurgusallık, kimileri içinse içerdiği bilimsel öngörüler öne çıkıyor. Dar bir kalıba tıkılmak zorunda değiliz elbette, ama yine de bir tanım denemesini örnek seçebilir, bilimkurguyu geniş anlamda bilimsel -veya olası bilimsel- varsayımlara dayanan ya da var olmayan doğaüstü bir konumda yer alan olayları anlatan bir edebi tür olarak tanımlayabiliriz... Belki de ampirik bir tutum takınmak ve türün ayırdedici özelliklerine sık tekrarlanan konular üzerinden yakınlaşmak daha anlamlı olacak; bu durumda, zamanda veya uzayda yolculuklar, başka dünyalardan gelen canlı türleriyle girilen ilişkiler, gelecek bir zaman dilimindeki yaşantı biçimleri, gelecek bir zamandan bugüne uzanan hayali tarih yazımları en sıkça rastlanan bilimkurgusal temalar gibi görünüyorlar.

Postmodern zamanlara kadar edebiyatın üst katlarına alınmayan bilimkurgunun tanımı üzerinde kesin bir uzlaşma yok. Kimileri için edebîlik, kimileri için kurgusallık, kimileri içinse içerdiği bilimsel öngörüler öne çıkıyor.

g_r_nmeyen_adam.k.jpg

Bir kesim okuyucuysa bilimkurgu edebiyatının çağdaş toplumsal düzeni zaman metaforuyla mercek altına alan ve kara ütopyalar tarzında somutlanan örneklerine tutkuludur... Aldous Huxley'in "Yeni Dünya", George Orwell'in "1984", Karel Capek'in "R. U. R", Pierre Boulle'un "Maymunlar Gezegeni", Ray Bradbury'nin "Fahrenheit 451", Kurt Vonnegut Jr'ün "Otomatik Piyano", Anthony Burgess'in "Otomatik Portakal" ve Ursula K. Le Guin'in romanlarını kişisel tercihlerim olarak listeliyorum...

maym.gez.k.jpg

TÜRKİYE'DE DURUM
Bilim-kurgu yazını konusunda yakın zamana kadar Türkiye'deki durum pek iç açıcı değildi. Kötü çeviriler, çocuk kitapları arasına sokulan klasikler ve yerli yazarların ilgisizliği, bilimkurgu kültürünün fanzinlere, sinemaya ve çizgi-romanlara bağlı kalmasına neden olmuştu. Türün klasiklerinin eksiksiz çevirilere ve özenli basımlara kavuşması 90'lardan sonradır.

DEVAM


bilimkurgu@x-bilinmeyen.net