ba_l_k_yaz_s_.1.dernek.kk.jpg


Hücum (What Mad Universe)

SAYFA-2

SAYFA-3

SAYFA-4

SAYFA-5

SAYFA-6

SAYFA-7


SAYFA-6


amblem.2.k.jpg

what_mad_rev_1_.jpg

HÜCUM (What Mad Universe)

Fredric BROWN

SAYI-6

Bir gemi satın alarak Venüs'e giden Tom Karper, ısrarla uzay kahramanı Doppel ve Mekki ile görüşmek iter. Bunu başarır da. Ve o zaman ayılır. Doppel, kendi evrenindeli "Müthiş Maceralar" dergi resimlerini eleştiren ve kendisiyle tanışmaya hazırlanan Joe Dopelberg'den başkası değildir. Bu evren de onun hayalindeki evrendir! Mekki, ona paralel evrenler konusunda bilgi verir:

Sf:123-129
-Sizin anlamanız biraz zor olacak, diyordu, zaten sonsuzu anlamak zordur. Fakat sonsuz sayıda evren vardır.
-Amma nerede? Hangi boyutlar içinde? Nasıl?

-Boyutlar bir tek evrenin özellikleridir ve ancak o evren içinde bir değer ifade eder. İçinden görünüşle sonsuz olan evren, dış görünüşü bakımından boyutsuz olduğu için bir nokta kadar bile yer işgal etmez. Böylece kendi içlerinde boyutlarıyla sonsuzluğa erişen evrenler, evren dışı bir ortamda sonsuz sayıda mevcuttur. Anlayabiliyor musunuz?
-Anlamak mı? Allah bilir.

-Böylece ayni zamanda mevcut olan sonsuz evrenin içinde sizin geldiğiniz evren de, şimdi bulunduğunuz evren de var. Bunların hepsi de gerçek. Şimdi sonsuz evrenin bulunduğunu idrak edebiliyor musunuz?
-Vallahi... Bilmem ki. Hem evet, hem hayır.
-Bu demektir ki hayal edilebilecek ve edilemeyecek bütün evrenler vardır.

Tom'un şaşkınlığına rağmen, Mekki açıklamasına devam ediyordu:
-Mesela öyle bir evren mevcuttur ki, orada her şey bizimki gibi olmakla beraber siz veya size karşılık gelen kişi siyah yerine kahverengi ayakkabı giyiyor. Bu değişikliklerin sonu olur mu? Yine sözgelimi, parmaklarınızın beş yerine altı olacağı, başınızda dört kırmızı boynuzun bulunacağı kainatlar tasarlayabilirsiniz. Bu evrenler vardır ve gerçektir.

-Peki, bütün bu adamlar ben miyim?
-Asla. Bu evrendeki Tom Karper, siz değilsiniz. Bütün mevcut ve mümkün Tom Karper'lar kendilerine özgü birer kişilik, birer varlık sahibidirler. Hepsi hakikîdir.

-Eğer kâinat adedi sonsuzsa, bütün olası düzenler var demektir. Öyleyse herhangi bir şey bu evrenlerden birinde mutlaka vardır. Yani insan ne kadar akla gelmez bir masal uydurursa uydursun, öyle bir evren var ki, orada bu masal hakikaten cereyan ediyor. Öyle mi?

Tom bu konu üzerinde düşündükçe aklını tamamen kaybetmekten korkmağa başlamıştı. Bununla beraber devam etti:
-Öyleyse, bizim veya bize karşılık gelen kişiler bu anda bir Börton cihazı yaptıkları ve Arcturusluların saldırılarına karşı gelmeğe hazırlandıkları sonsuz evren var. Bunların kimisi muvaffak olacak, kimisi olamayacak.

-Evet, bizim yahut Arcturusluların veya herhangi insansın bulunmadığı sonsuz sayıda evren var. Hiç insan bulunmayan veya insanların taş veya kuşlara esir olduğu; hayatın bulunmadığı; yıldızların, gezegenlerin, güneşlerin mevcut olmadığı evrenler de var. İçinde yaşayan yaratıkları hayal edemeyeceğimiz, niteliklerini ifadeden aciz kalacağımız evrenler var. Ve bunların hepsi gerçek.

Tom gözlerini kapattı. Hayal gücünün sınırlarına sığmadığı için hayal bile edemeyeceği evrenleri düşündü.
Oynatmak işten değildi!

Mekki:
- ... Ve birazdan Arcturuslulara bir roket içinde saldırarak hayatınıza son vereceğiniz evren de bir tek evren değildir.
-Nasıl? Bir roket içinde Arcturuslulara hücum mu edeceğim?
-Evet. Biraz sonra. Hem bunu sizin yapmanız uygun, hem de zaten siz istediniz. Çünkü sizi kendi evreninize götürebilecek yegane yol budur. Buraya da öyle geldiniz. Bu atılımınızda başarılı olup gidebileceğiniz sonsuz evren var. Şu halde ya eski evreninize dönecek, yahut bambaşka, üçüncü bir evrene geçmeyi başaracaksınız.
.................
-Peki, neden bu evrene geldim?
-Bu, zihninizdeki gerçeklere bağlıdır.
-Demek ki bir tesadüf eseri değil...
-Hiçbir şey tesadüf eseri değildir. Deşarjın vuku bulduğu anda siz böyle bir evreni düşünüyordunuz. Gelecek dünyalarda maceralar tasarımlayan derginizin eski okuyucularıyla zihnen meşgul oluyor, onun nasıl bir evren tasarlayabileceğini düşünüyordunuz. İşte hepsi bundan ibaret. Fakat bu bizim evrenimizin sizinki kadar gerçek olmadığını ifade etmez. Siz ve Dopelberg hayal etmeden önce de bu evren mevcuttu.

-Şimdi anlıyorum. Akıl erdiremediğim birçok şeyi anlıyorum. Meselâ uzay bakirelerinin niçin yarı çıplak gezdiklerini... gayet tabiî, Joe böyle hayal eder yahut ben onun böyle hayal edeceğini zannediyorum.

Bu cepheden bakınca o kadar çok ayrıntı anlam kazanıyordu ki nereden başlayacağını bilmiyordu. Dopel, Dopelberg'in en fantazi hayallerinde kendisi için uygun gördüğü kişilikti. Dopelberg, Borden Yayınevine gittiği zaman Tom'u görmemişti, şu halde onu tanımıyordu. Dolayısıyla bu evrendeki Tom Karper kendisine hiç benzeyemezdi. Ancak Dopelberg'in kendisi hakkındaki tasarımlarına benzeyebilirdi. Uzun boylu, kalın çerçeveli gözlükleriyle entelektüel tavırlı bir yazı işleri müdürü...

Dopelberg Betty'yi görmüş, gençliğin verdiği ateşle güzel kıza tutulmuştu. Fakat Betty'nin görevine o gün başladığından haberi yoktu. Borden'in Greenville'deki köşkünü de bilmiyordu. Onun için bu evrende böyle bir köşk de yoktu.

Her şey anlaşılıyordu, şimdi: her yönden bu evren, "Gelecek Dünyalarda" maceralara meraklı bir gencin hayal edebileceği evrendi. Külüstür Ford'lar, muhteşem uzay gemileriyle bir arada mevcuttu; yeryüzünde adî haydutlar, adî tabancalar kullanıyor, uzayda en bilinmeyen en dehşetli silahlar hayatlar söndürüyordu.

Her şey, her şey anlaşılıyordu şimdi...

Karanlıkta Gezenler, Ay'da teneffüs edilebilecek atmosfer bulunması, meyhanelerde insana istediği hayalleri yaşatacak luno'lar satılması...

Ve Dopelberg, Arcturus dışında bütün evrene hâkim, her hususta mükemmel ve dünyanın en güzel kızıyla nişanlı eşsiz Dopel rolünde... Kısacası Dopelberg'e göre bu evren Dopclberg'in evreni.

Hayır! Daha doğrusu Tom'un düşüncesine göre, Dopelberg'in hayal edebileceği evren... Dopelberg belki Betty'yi dünyanın en güzel kızı yapmaz, belki yerini başkasına verirdi ama Tom'a göre Dopelberg ve herkes herhalde Betty'yi dünyanın en güzel kızı olarak göreceklerdi.
.................

-devam-


bilimkurgu@x-bilinmeyen.net