logo.evren.2.jpg

HARİTA-2
HARİTA-3
HARİTA-4
HARİTA-5

HARİTA-2


amblem.2.1.jpg

HARİTA

Orhan DURU

Acıdı Reis. "Cerrah baksın buna. Götürün dedi"...

Ceneviz kaptanını getirtip sorguya çekti sonra. Kimdi bu Kocabaş? Nerde bulmuşlardı? Niçin çifte zincire vurmuşlardı. Niye bu kadar korkuyorlardı? Ceneviz kaplanının sivri sakallı yüzü yeşile kaçtı hafiften korkusuyla, büyüdü gözleri. Başladı anlatmaya:

Bir büyücü, bir diyavolo idi o. Reis kaptan dikkatli olmalıydı. Evet başka bir şey olamazdı, büyücüden başka bir şey. Ateşte yakmalıydı onu İspanya'da olduğu gibi. Polya Anabolusu (9) yakınlarında Çirçe kayalığı dibinde demirden bir kayık içinde bulmuşlardı onu. Kalyon'dan iki kayık indirip demir kayığı ele geçirmek istediklerinde, çıkmamış, zorlayıp tüfenk attıklarında parlak bir ışıkla gök demir zırhlı 12 soldatını (10) biçivermişti ortalarından. Diyavolo değil de ne idi? Evet Diyavolo idi. Ta kendisi, Sonra top ateşine tutmuşlardı demir kayığı. Kayık 40 kulaç derine batmış ama Kocabaş şu yüzünde karnı davul gibi sis, yüzerken yakalanmıştı. Hemen kalyona alıp demire vurmuşlardı ne olur ne olmaz diye. "Ahh" dedi Ceneviz kaptanı. "Ahh kellesini direğe çaksaydım keşke. Uğursuzluk getirdi bize. Jesus-Maria!" İstavroz çıkardı ardından.

Naccarlar kalyonun dümenini, grandi direğini iyi kötü onardıktan sonra, Cezayir kadırgası önde, kalyon arkada, yola çıktılar ertesi gün. Kıble'ye, Mağrip kıyılarına doğru ilerliyorlardı bu kez.

Kocabaş kısa sürede kendine gelmiş iyileşmişti. Artık korsanların, gemicilerin eğlencesi durumundaydı. Güverte de titrek bacaklarıyla oraya buraya koşuyor, çığlıklar atıyor, topları elliyor, inceliyor, yelkenleri, rüzgarı kolluyordu. Leventler "Ulan Kocabaş, takla atıp ayak altında dolaşma... Ne yaptılar sana bu Cenevizliler de kafan böyle oldu? Ha? Söylesene ne yaptılar sana? Ağzından demirci körüğüyle mi şişirdiler yoksa?" diye laf atıp gülüşüyorlardı. Kocabaş "Onlar bana değil ben onlara yaptım" diye cevap veriyordu hırıltılı sesiyle. Titrek bacaklarına çelme takınca, ya da sert bir dalga vurunca yuvarlanıyordu,, kafası ağır geldiğinden, sonra fırlıyordu ayağa hacıyatmaz gibi. Leventleri eğlendiriyordu Kocabaş'ın yuvarlanıp kalkmaları.

Cerrah gelip Reis'e bilgi verdi bu arada. "Baktın Kocabaş'a. Bir şeyi yok:. Kemikleri bizim kemiklerimize, benzemiyor. Onbeş gün aç bırakmışlar Cenevizler. Gene de sağlam kalmış. Bir günde dirildi kerata. Ama dediğim gibi kemikleri başka. Bizim kemiklerimize benzetmeye çalışmışlar da olmamış gibi sanki... Anlatabiliyor muyum'?!"-

Reis dinledi sadece cerrahı. Hiçbir sev söylemedi. Homurdandı, o kadar. Konuşkan bir adam değildi aslında. Bir yandan düşünüyordu gökyüzündeki yıldızı ve Kocabaş'ı. Bir ilişki var mıydı aralarında?

harita.2k.jpg

İki gemi vartasız ilerliyordu, kıble yönünde.
Gece. Akdeniz.
Reis gene yıldızı gözlüyordu, kıç üstünde.

"Nereye bakıyorsun Reis?" diye sordu. Kocabaş, yanı başında sessizce belirerek:

"Yıldıza..." diye cevap verdi Reis. "Seratan burcunda belirdi önce. Burç dönerken o yerinde sabit kaldı. Bir acaiplik var bunda. Ben gökyüzünü, yıldızları avucumun içi gibi bilirim. Bu yıldız daha önce yoktu buralarda."

"Doğrusun" dedi Kocabaş. "Doğrusun Reis! Ben de bilirim gökyüzünü. O merak ettiğin yıldızı da bilirim. O yıldız beni bekliyor şimdi. Beni alınca gidecek buradan!"

Reis birdenbire dönüp Kocabaş'ın gözlerine dikti gözlerini. "Kimsin sen ulan?" diye sordu. "Kimsin sen ulan? Ceneviz'in dediği gibi büyücü müsün? İnanmam ben böyle şeylere. İnansaydım şimdiye çoktan kuyruğu titretmiştim. Ama kimsin sen? Onu söyle bana!..."

"Haşa sultanım, kurtarıcım, reis paşam... Büyücü filan değilim" diye fısıldadı Kocabaş. "Ben evren gezginiyim, uzay gezginiyim. Göğün yedi katını. yetmiş kattını bilirim. Sizim bu yeryüzü dediğiniz yuvarlağın da yedi iklimini, dört kuşağını bilirim. İşte açık söylüyorum sana. Beni kurtardığın için söylüyorum Reis .."

"Bir şey anlamıyorum sözlerinden. Hangi millettensin?"

"Hiçbirinden. Acunun bir damlası güçlerin tutsağı, yaşamın bir öğesi, yoksulun biriyim. Yedi kat gökyüzünün ve uçmakların ve tamuların ve gezegenlerin ve uyduların ve Samanyolu'nun ve patlayan yıldızların ve sönmüş güneşlerin haritacısıyım ben. İşim bu..."

------------------------------------------
9- Anadolu: Türk korsanlarının Napoli kentine eskiden taktıkları ad.
10- Soldat: Frenk askeri.

-devam-