|
Edmond HAMILTON
Bilindiği gibi hemen her Bilim Kurgu yazarı kendine bir uzay kahramanı yaratmış ve serüvenlerini tefrika halinde yayınlamıştır. İşte yayın hayatına Ocak 1940 tarihinde başlayan ve 17 sayı yayınlanmış olan CAPTAİN FUTURE Dergisi, bu dergiye adını vermiş olan uzay kahramanı Captain Future'ın serüvenlerinden oluşmaktaydı. Eleştirmenler Android teriminin Bilim Kurgu edebiyatındaki tam kullanış yerini bu dizide bulduğunu söylerler. Çünkü Capitain Future'in yardımcısı, arkadaşı ve sağ kolu öykülerdeki tariflere göre, bugün bilim dünyasının Android diye tanımladığı sentetik bir yaratıktır.
ANDROİD ya da SİBORG
EDMOND HAMILTON'un en ünlü eseriyse Amazing Stories dergisinin Eylül 1947 sayısında tefrika edilmeğe başlayan THE STAR KINGS. Bir Space Opera klasiği olan bu roman daha sonra kitap halinde de basılmış ve dilimize 1954 yılında SEYYARELER ÇARPIŞIYOR adıyla çevrilmişti. (Çağlayan Yayınevi-Yeni Dünyalarda dizisi). Başlangıçta Bilim-Kurgu edebiyatına daha sık malzeme olan Space-Opera, uzayın engin derinliklerinde, yıldız imparatorlukları arasında geçen kahramanlık dolu serüvenlere verilen genel bir ad.
Bu konuda ünlü yazar LESTER DEL REY'e kulak verelim:
|
|
|
|
|
|
|
"İnsanoğlunun tüm galaksiyi yönetmesini sağlayacak bir yıldızlararası imparatorluk fikri, bilim kurgu okuru için oldukça romantik bir çekiciliğe sahiptir. Hatta böyle bir imparatorluğun çöküşü ve tüm dünyaların feodalizme ve daha da öte barbarlığa dönüşmesiyle ortaya şövalyelerin ya da barbar kahramanların çıkışı bile okur romantik olabilmektedir."
EDMOND HAMILTON, bilim kurgu'nun ilk yıllarında bir Yıldız İmparatorluğu fikrini işlemiş, ISAAC ASIMOV ise yazdığı "Foundation" dizisinde böyle bir imparatorluğun, Roma imparatorluğunun çöküşüne benzer bir şekilde çökmesi gerektiği görüşünü getirmiştir
Kuşkusuz bu tür imparatorlukların yükselmesi ve çökmesi olasılığının bulunması, birçok bilim kurgu yazarına bu fikri kullanmak için ilham kaynağı olmuştur. Ancak tamamen geleceğe yönelik olan bu romanlardaki hükümet ve devlet modellerinin geçmişten alınması da son derece ilginçtir. Ama yine de birçok dünyalara yayılmış olduğu varsayılan insanlığın yönetimi dikkatle incelendiğinde, daha demokratik sistemler yerine bir imparatorluğun seçilmiş olmasının arkasındaki mantıklılık kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.
İnsanoğlunun yıldızlar arasında dünyaları kolonileştirebilmesi için Öncelikle ışık hızına ve daha büyük hızlara ulaşması gerekmektedir. Böyle bir durumda dünyalar arasındaki ticari ilişkiler giderek gelişecek, kolonilerin dış ilişkilerini düzene sokacak dünyalar arası bir hükümetin oluşturulması zorunlu hale gelecektir. Ama birbirinden ekolojik kaynaklar ve diğer tüm olgular bakımından çok farklı olan ve bağımsız kolonileşen binlerce dünyayı etkin bir biçimde yönetecek nasıl bir hükümet şekli gelişecektir?
İnsanoğlu bugüne kadar milletler üstü bir idare yöntemi oluşturamamıştır. Bu yüzden dünyalardan oluşan bir galaksi için demokrasi yaratmak çok daha güç bir görev niteliğindedir.
Roma İmparatorluğunun sınırları çok büyüyüp birbirinden farklı birçok ulus bir arada yaşamağa başlayınca, imparatorluğun ilk temsilciler meclisinin düşmesi kaçınılmaz olmuştu. Böylece "Sezar ve İmparatorluk" yapısı zorunlu hale gelmişti. Gerçi bu yapı da yıkılmıştır ama hiç değilse 5 yüzyıla yakın bir süre Avrupa'nın büyük bir bölümü denetim altında tutulmuştur.
-devam, SAYFA:3-
|
|