|
Eğer iblis orada öylece dikilip kalsaydı bizler bir süre sonra zayıf düşüp kaçışmaya başlardık. Fakat elinde tuttuğu bir boruyu kaldırdı. Bundan kör edici beyazlıkta bir alev ateşlendi. Havada çatırdadığını duydum ve yanımda vurulmuş bir adam gördüm. Ateş adamın üstünde patlamıştı. Göğsü açılmış ve kömür olmuştu.
Üç iblis daha çıktı.
Askerler böyle şeyler karşısında düşünmeden tepki vermek üzere eğitilmişlerdi. Kızıl John'un oku fırladı. En öndeki iblis kendisine isabet eden okla beraber sendeleyerek düştü. Kan tükürerek öldüğünü gördüm. Sanki bir tek atış yüzlercesini ateşlemiş gibi gökyüzü bir anda ıslık çalan oklarla geriye dönmüştü. Diğer üç iblis de yıkıldı; oklarla öyle mıhlanmışlardı ki yarışmalardaki ok hedeflerine benziyorlardı.
Sir Roger "Öldürülebiliyorlar!" diye bağırdı.
"Yaşa! Mutlu İngiltere adına Aziz George!" Atını dosdoğru borda iskelesine sürdü.
Korkunun olağandışı bir cesaret doğurduğu söylenir. Tek bir çılgın haykırışla tüm ordu onun ardından hücum etti. İtiraf etmek gerekirse ben de uluyarak geminin içine koştum.
İngilizler ok ve yaylarıyla, mızraklarıyla ve kılıçlarıyla uzaylılara saldırırlar. Şimdiye kadar karşı konulmaya alışmamış yabancılar, nasıl göğüs göğse çarpışılacağını bilmemektedirler. İçlerinden biri yaralı kurtulur, diğerleri öldürülürler. Gemi ele geçirilir.
Birader Parvus, yabancının dilini öğrenmekle görevlendirilir ve bir süre sonra, bu yaratıkların, buldukları gezegen sakinlerini öldürerek gezegenleri ele geçiren bir ırk olduklarını öğrenir. Bu gemi, Fransa savaşında işlerine yarayacaktır, Kral ve taraftarlarının. Sir Roger, eşi, iki çocuğu, komutanları, savaşçıları, onların aileleri ve hizmetlileri, işçileri... ile bir köy halkını içine oldurur ve "İngiltere" diye yola koyulurlar. Adının Branithar olduğunu öğrendikleri Worsgorlu yaratık, onları İngiltere yerine uzaya çıkarır ve gemiyi kendi gezegenine yönlendirir.
Çarpışmayı ve blöf yapmayı bilmeyen Worsgorlular, gelişmiş silahlarına rağmen, dövüş sanatını bilen Sir Roger ve askerleri karşısında yenik düşerler. Hikâye bu ya, Sir Roger, savaşta kazandıkça ve gemiler ele geçirip, istila altındaki diğer dünyalara doğru keşfe çıktıkça, eşi Lady Catherine'den uzaklaşmaktadır. Lady'nin dünyaya dönme teşebbüsü de başarılı olamaz, çünkü dönüş bilgilerini içeren gemi imha olur.
Sir Roger, Avalon (cennet) adını verdiği gezegene yerleşir. İngilizce konuşan üç ulus ve yüz farklı ırk ortaya çıkar. Tüm çevreye hakim olarak kendi krallığını kurar; ama dünyaya döndüğünde bunları bağlılığından hiç ödün vermediği Kral III.Edward'a hediye edecektir.
|