ba_l_k_yaz_s_.1.dernek.kk.jpg

UZAYA HAÇLI SEFERİ
SAYFA-2
SAYFA-3

UZAYA HAÇLI SEFERİ


amblem.2.k.jpg

Poul ANDERSON

UZAYA HAÇLI SEFERİ

(The Hight Crusade)


Çev: Çağla ÜNAL, İthaki Yayınları, Mayıs 1999, 240 sf.

Tanıtım: Selma MİNE

ha_l_-anderson.k.jpg

Uzaya Haçlı seferi, ANDERSON'un İskandinav mitolojisi ile geleceği bağdaştırmaya çalışan fantastik-bilim kurgu dalında bir yapıtıdır. Eserde, UFO'ların dünyaya gelerek insan kaçırma fenomenine de farklı bir yaklaşımı görülmektedir.

Bir hedefe doğru yol almakta olan uzay gemisi kaptanına, kırk yaşlarında bir Fransisken Papazı Birader Parvus tarafından kaleme alınan eski bir kitabın çevirisi sunulur. Kaptan, bin yıldan fazla bir süre önce bir felaketle sonuçlanan öyküyü okumaya başlar.

Yıl:1345. Baron "Sir Roger de Tourneville", Kral III.Edward ve oğlunun Fransa kralına karşı yapacağı savaş için adam toplamaktadır. Bu sırada inanılmaz bir olay cereyan eder:

Sf:9
... O da ne! Bu bir mucizeydi! Gökyüzünden, alçalmanın hızıyla canavar misali büyüyor gibi görünen, her tarafı metal bir gemi geliyordu. Cilalı yanlarından yansıyan güneş öylesine göz kamaştırıyordu ki, şeklini tam olarak göremiyordum. Uzunluğunun rahatlıkla altı yüz metreyi bulduğunu düşündüğüm kocaman bir silindirdi. Rüzgârın ıslığını saymazsak, hiçbir gürültü çıkarmadan hareket ediyordu.

Sf:12-13
Gemiden hafif bir tıkırtı geldi ve dairesel bir kapı açılırken yükselen tek bir korku çığlığında boğuldu gitti. Kaçamayacak kadar dehşet içinde değildiyseler eğer, îngiliz oldukları için yerlerinde kaldılar.

Bir an kapının çift olduğunu ve arada bir oda bulunduğunu gördüm. Metalik bir rampa, dil gibi, yere değinceye dek üç metre kadar dışarı kaydı. Ave duaları dudaklarımdan dolu gibi dökülürken haçımı yukarı kaldırdım.

Mürettebattan birisi öne çıktı. Ulu Tanrım, bu ilk görüntünün uyandırdığı dehşeti nasıl ifade edebilirim. Beynim bunun kesinlikle cehennemin en derin çukurundan gelmiş bir iblis olduğunu haykırdı.

Yaklaşık bir buçuk metre boyundaydı, iri ve güçlü bedenine gümüş parlaklığında bir giysi geçirmişti. Teni tüysüz ve koyu mavi renkteydi. Kısa kalın bir kuyruğu vardı. Kulakları uzundu ve yuvarlak kafasının her iki yanında sivriliyordu; dar kehribar gözleri körelmiş, domuz burunlu suratında parlıyordu; alnı bir hayli genişti.
...............

-devam-


bilimkurgu@x-bilinmeyen.net