|
GELECEKTE BESİNLER
Gelecekte domates bir hapın içine sığdırabilinecek
İnsanlık gelecekte gerçekten haplarla mı beslenecek? Aslında bu sorunun cevabı için çok da ileriye bakmaya gerek yok. Zira son birkaç yılda peynir ekmek gibi satılan vitamin, kalsiyum, mineral haplarını ve birkaç saniyede hazır olan çorbaları, yemekleri, tatlıları düşününce, bilimkurgu filmlerindeki sahnelerin çoktan hayatın vazgeçilmez gerçeği olduğu ile yüzleşirsiniz. Ülkemiz de bu gerçekten pay almış gibi gözüküyor. Özellikle çalışanlar ve öğrenciler arasında vitamin, kalsiyum ve enerji hapları kullanmak neredeyse alışkanlık haline geldi. Yeterli beslenemeyen, hatta yemek yemeye vakit bulamayan insanımız çareyi haplarda arar oldu. Dünyada olduğu gibi Türkiye'de de yaygın bir besin takviyesi, vitamin ve mineral üreticisi firma, kullandığı şu sloganla işin hangi boyutlara doğru ulaştığının da altını çiziyor: "Besin takviyesi bilimkurgu değil, bilimin kendisidir."
Biz de tüm gelişmelerin ardından beslenme uzmanlarına ve gıda mühendislerine "Gelecekte insanlar haplarla mı beslenecekler?" diye sorduk. Yard. Doç. Dr. Beraat Özçelik, gıda alanında araştırmaların devam ettiğini ve sürekli olarak yeni şeylerin keşfedildiğini vurgulayarak; "Her geçen gün farklı kombinasyonlar ortaya çıkıyor. Gelecekte domatesin içindekiler en uygun hap içine hapsedilebilir." diyor.
BOTANİK BAHÇESİ (öykü)
Aslında her şey 1980'lerde Japonya'da başladı. İnsanların sağlık harcamalarının çok olması ve yoğun çalışma temposu, hava kirliliği, şehir, teknolojik stres gibi sebeplerin beraberinde çabuk hastalanmayı ve yaşlanmayı getirmesi Japonları kara kara düşündürmüş. Sadece bunlar değil, gıda ürünlerinin besin değerinin düşmesi de bu faktörlere eklenince gıda maddeleri üzerinde araştırma yapmaya başlamışlar. İstemişler ki gıda ürünlerinin zararlı yönlerini azaltıp, insan için yararlı özelliklerini artıralım ve insanların hastalanma risklerini önleyelim. Kalp hastası olma ihtimali için kolesterolünü azaltmayı, iyodunu artırmayı, gerekli durumlarda kalsiyumunu çoğaltmayı denemişler. Derken ortaya multi fonksiyonel gıda ürünleri çıkmış. Bu ürünlere de "fonksiyonel gıdalar" demişler.
Özel beslenme amaçlı (diyet ürünleri), tıbbi gıdalar (şeker veya kanser hastaları için özel gıdalar), besin destekleri-takviye tabletler (vitamin, mineraller ve enerji hapları) ve zenginleştirilmiş / kuvvetlendirilmiş gıdalar (probiyotik yoğurtlar) olmak üzere kendi içinde de bölümlere ayrılan bu türden gıdaların getirisi Japon pazarında 2 milyar doları aşıyor. 80'lerin sonlarına doğru okyanusları aşıp Avrupa ve Amerika'da yayılan bu kavram ve üretim sistemi ile insanlar yemek yemenin yanı sıra besin takviyesi almaya ve güçlendirilmiş gıdalar tüketmeye başladılar. Bu konuda 'Dünya Gıda Günü'nde bir sunum yapan Yard. Doç. Dr. Beraat Özçelik, fonksiyonel gıdalarda amacın hastalığı iyileştirmek değil, yaşam kalitesini artırmak ve olası hastalıkları geciktirmek olduğunu söylüyor. Özçelik, son zamanlarda dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de modaya uygun olarak fonksiyonel gıda patlaması yaşandığını söylüyor. Zira onlarca çeşit vitamini bir arada bulunduran gıdalar, bağırsak rahatsızlıklarına iyi gelen yoğurtlar derken insanlar arasında fonksiyonel gıdaların kullanımı arttı. Özçelik ve beslenme uzmanları bu gıdaların bilinçli kullanılması gerektiğini vurguluyor. Bu alanda Japonya, Amerika, Avrupa gibi gelişmiş ülkelerin yanı sıra ülkemizde de araştırmaların aralıksız devam ettiğini anlatan Özçelik; "Bu ürünlerin sihirli mermi olarak görülmemesi gerekiyor. Bu alanda sürekli araştırmalar yapılıyor, yeni şeyler keşfediliyor. Tabii ki gelecekte domatesin içindeki her şey bir hap içine hapsedilebilir." diyor.
Parası olan hapı daha çok yutuyor!
Türkiye'de fonksiyonel gıdalar, vitamin ve mineral haplarının kullanımı daha çok gelir düzeyi yüksek kesimlerde yaygın. Ancak son birkaç yılda kullanım orta gelir düzeyindekiler arasında da yaygınlaştı. İstanbul'da Mecidiyeköy, Şişli, Teşvikiye gibi gelir düzeyi yüksek kesimlerin oturduğu semtlerde eczanelerin neredeyse yarısı vitamin-mineral ve zihni geliştirici, güç verici haplarla dolu. Satışları oldukça iyi olan bu eczanelerin müşteri profili ise yoğun iş temposu olanlar, yaşlılar ve öğrencilerden oluşuyor. Çoğu eczane ise her kesimden ve her yaştan insanın bu haplardan aldığını söylüyor. Avcılar, Sefaköy, Küçükçekmece gibi daha orta gelir düzeyine sahip bölgelerdeki eczaneler diğerleri gibi çok satış yapmıyor. Buralara daha çok hamile ve doktor tavsiyesi ile gelenler müşteri oluyor. Ancak bu bölgelerde de son 3 yılda söz konusu hapların satışı önceki yıllara göre artmış.
Hap kullanımı son üç yılda arttı!
Vitamin kullanımı halk arasında son 3 yılda oldukça artmış. Daha çok maddi geliri yüksek ve yoğun iş temposundakiler vitamin-kalsiyum gibi destekleyicileri tercih ediyor. İstiklal Caddesi üzerinde eczane işleten Necla Filibeli, son 3 yıldır satışların daha çok arttığını ve alım gücü zayıf da olsa herkesin satın almaya başladığını söylüyor. Filibeli, öğrencilerin de kalsiyum ve zihin açıcı, beyni kuvvetlendiren vitaminlerden çokça tercih ettiklerini vurguluyor. 60 yıldır eczacılık yapan Şerif Oran da bundan birkaç yıl önce vitaminin ne olduğunu bilmeyen insanların vitamin aldıklarını anlatıyor.
|