ba_l_k_yaz_s_.1.dernek.kk.jpg

BİLİMSEL HABERLER
MANTAR'dan YAKIT
BEYİNDEKİ YILDIZ HÜCRELER
NÜKLEER ENERJİ
ÖLÜM ÜZERİNE
ZEKA YAŞLANMIYOR
DNA DEĞİŞİYOR
KLONLAMAYA DEĞER OLMAK
NEDEN KAŞINIRIZ?
İNSAN AKLINI OKUMAK
GECE YARATICILIK ARTIYOR

NÜKLEER ENERJİ


n_kleer_enj.ba_l_k.jpg

1- Nükleer enerji, atom bombasının kontrol edilmiş biçimidir. "Ne kadar?" ve "Nereye kadar?" kontrol edilebileceği ise bilindiği gibi daima tartışma konusudur.

2- Askeri amaçların her şeyin önüne geçtiği bazı zihinlere yanıt olarak da şunu söylemek gerekir: Nükleer santral kurarak atom bombası yapmak için gerekli ham maddeyi sağlasak bile, daha önce alınan uluslararası Atom Enerji Ajansı kararları ile Türkiye'nin bu ham maddeyi almasına imkan yoktur. Atom bombası yapımını önlemek için reaktör yakıtı, üretici firma tarafından belli süreler sonunda alınarak yerine yeni yakıt verilecektir. Yani, Türkiye'nin atom reaktörünü bu amaçla kullanması mümkün değildir

3- Türkiye'de kurulacak bir nükleer enerji santrali yurt dışında bir çok kişiye iş imkanı sağlayacak ama ülkemizde bu iş alanları için kullanılacak elemanlar ise, reaktör inşaatında çalışacak işçilerin dışında, sekreterler, gece bekçileri, şoförler ve birkaç tane de teknik elemanla sınırlı kalacaktır.

4- Nükleer santraller tabiatta bulunmayan ve adına radyoizotop denilen yeni maddeler oluşmasına yol açmaktadır. Binlerce yıllık yarı ömre sahip bu radyoizotoplar yalnız bu nesle değil gelecek nesillere de zarar verebilecek sakat doğumlara yol açmaktadır. Yani insanoğlu kendi eliyle yarattığı nükleer tepkimeyle, çevreye nesiller boyu yıl zarar veren ürünler yaratmaktadır. Reaktörden çıkan bu maddelerin tamamen zararsız hale gelebilmesi için milyonlarca yıl gerekmektedir.

Aşağıdaki ürküten tabloya göz atmanız yeterli kanaati oluşturacaktır.

NÜKLEER REAKTÖR YAKIT ATIKLARINDA BULUNAN RADYOİZOTOPLAR

İZOTOP/ YARILANMA ÖMRÜ
Aktinyum-225/ 10 Gün
Amerikyum-241/ 400 Yıl
Amerikyum-242/ 100 Yıl
Berilyum-10/ 1,600,000 Yıl
Fosfor-32/ 14 Gün
Hafniyum-182/ 9,000,000 Yıl
Hidrojen-3 (Trityum)/ 12 Yıl
İyot-129/ 15,700,000 Yıl
Karbon-14/ 5,700 yıl
Kobalt-60/ 5 Yıl
Kurşun-205/ 14,300,000 Yıl
Molibdenyum-93/ 3,500 Yıl
Neptünyum-237/ 2,000,000 Yıl
Nobyum-94/ 20,000 Yıl
Plütonyum-238/ 88 Yıl
Plütonyum-239/ 24,100 Yıl
Plütonyum-240/ 6,500 Yıl
Plütonyum-241/ 14 Yıl
Plütonyum-242/ 400,000 Yıl
Polonyum-210/ 138 Gün
Potasyum-40/ 1,000,000,000 Yıl
Radyum-224/ 37 Gün
Radyum-226/ 1,600 Yıl
Renyum-187/ 50,000,000,000 Yıl
Rubidyum-87/ 47,000,000,000 Yıl
Rutenyum-106/ 1 Yıl
Selenyum-79/ 65,000 Yıl
Sezyum-135/ 2,300,000 Yıl
Stronsiyum-90/ 29 Yıl
Tantalyum-182/ 100 Gün
Teknetyum-99/ 200,000 Yıl
Toryum -231/ 1 Gün
Toryum-228/ 2 Yıl
Toryum-232/ 14,000,000,000 Yıl
Uranyum 236/ 23,000,000 Yıl
Uranyum-233/ 200,000 Yıl
Uranyum-234/ 200,000 Yıl
Uranyum-235/ 700,000,000 YıL
Uranyum-238/ 4,000,000,000 Yıl

5- Santrallerin 30-40 yıl süren çalışma ömürleri sırasında, reaktör binasının bir çok kısmı aşırı radyoaktiviteye maruz kalmaktadır. Bunun sonucu olarak, reaktör binasını herhangi bir bina gibi işiniz bittiğinde kapısına kilit vurup gitmek veya dinamitle patlatıp yerle bir etmek mümkün değildir. Bu binanın her parçasının çok dikkatli ve özel önlemlerle sökülüp kalın kurşun sandıklar içine yerleştirilmesi, daha sonra ise 20-30 yıl bu sandıkların soğutulması gerekmektedir. Bunların saklanması teknolojik olarak çözüldü diyen sayın nükleer enerji profesörlerimize nasıl bir yol bulduklarını sormak gerekir.

Yüksek maliyetli reaktör sökülme işlemi ve yakıt artıkları ile sökülecek reaktör binasının parçalarının güvenliği için harcanacak saklama ve soğutma masrafları göz önüne alınmamaktadır. Böylece gerçek maliyet saklanmakta ve elektrik birim fiyatı düşük gösterilmektedir. Radyoaktif atıkların yüz binlerce hatta milyonlarca yıl etrafa sızmadan saklanması neredeyse imkansız ve çok yüksek maliyetlidir. ABD'de kapatılan Maine Yankee Nükleer Güç Santralının 1972 yılında 230 milyon dolara yapılmasına karşın, sökülmesine 2 milyar dolar harcanmıştır. Yani yaklaşık 8 katı.. 30-40 sene sonra

Türkiye'deki reaktörlerin güvenli bir şekilde sökülmesi için de en az 40-50 milyar dolar sarf edilmesi gerektiğini tahmin etmek hiç de güç değildir. Yani nükleer enerji Uzun vadede son derece pahalı bir enerji üretim yöntemidir.

6- Hiçbir aksama, bakım, onarım gibi kesintiler olmadan böyle bir reaktörün 40 yıl boyunca günde 24 saat ve yılda 365 gün sürekli çalıştığı kabul edilse dahi enerji birim fiyatı kw/saat başına en az 3 sent civarında olacaktır. Amerika'da kurulu 100 civarında reaktörden elde edilen veriler, bunun doğru olmadığını ve birim maliyetin bazı reaktörler için 11 sente kadar yükselebildiğini ortaya konmuştur.

7- Dünyadaki uranyum rezervine de günümüzdeki kullanım hızı ile yaklaşık 250 yıl bir ömür biçilmektedir. Yani Uranyum da kömür, petrol ve doğal gaz gibi fosil yakıt sınıfına girmektedir.

8- Türkiye'de çok az miktarda (en çok iki reaktöre yetecek kadar) uranyum cevheri bulunmaktadır ve bu cevherden saf uranyum elde etmenin maliyeti çok yüksektir. Saf uranyumun elde ettikten sonra bunun içinde çok az miktarda reaktör yakıtı için önemli olan Uranyum-235 izotopu bulunmakta, büyük miktarı ise Uranyum-238 denilen kısmını oluşturmaktadır.

Aynı kimyasal özelliğe sahip bu atomları ayırmak için cevher işlemekten öte ileri bir teknolojiye gereksinim duyulmaktadır ve bu işlem dünyada ancak birkaç ülke tarafından yapılabilmektedir. Özetle, reaktör yakıtı için tamamen dışa bağımlı bir konumda olmamız kaçınılmazdır.

9- Fransa'nın nükleer enerjiyle ürettiği elektrikten kar ettiğini söylemeleri mümkün değildir. Çünkü nükleer enerji yüzünden Fransız Elektrik İdaresi (EDF) 39 milyar dolar borca girmiştir. Fransa 56 nükleer santralden elde ettiği Plütonyumla nükleer bombalar üretmekte ve bu bombaları pazarlayıp para kazanmaktadır.

Fransa'yı örnek alırken perde arkasını da bilmek gerekir. Buna karşılık Fransa'da 56 nükleer santralin yarısından çoğunun çelik kubbelerinde çatlaklar tespit edilmiştir. Bu kubbelerin her birinin onarımı için 2 milyar dolar gerekmektedir.

10- İspanya'da 90'lı yıllar için planlanan 35 reaktörden vazgeçilmiştir. İtalya'da 1987 yılında yapılan referandumla 3 nükleer santral kapatılmıştır. İsveç'te ise, 1980 de yapılan referandumla 2010 yılına kadar bütün reaktörler kapatılması kararı alınmıştır. İsviçre'de de son 16 yıldır hiçbir nükleer santral yapılmamış ve 1988 de 6 santralin planı iptal edilmiştir.

Almanya'da halkın ezici bir çoğunluğu nükleer santralleri istemediği için bütün nükleer santrallerin 2020 yılına kadar kapatılması kararı alınmıştır. Sürenin bu kadar uzaması bu pislikten ancak 20 yılda kurtulabilecek olmalarındandır.

11- Nükleer santrallerin risksiz olduğunu iddia edenler, sigorta şirketlerinin bu tesisleri neden sigorta etmediklerini açıklamakta zorluk çekmektedirler. Oysa aynı şirketler petrol, su, doğalgaz, rüzgar ve kömürle çalışan santralleri sigorta etmektedirler.

Türkiye gibi deprem ve terör tehlikeleri olan bir ülke için risk faktörü daha da yüksek bir enerjidir. Depreme dayanıklılık, maliyeti de zorunlu olarak arttıracaktır.

12- ABD deki 111 nükleer santralın yakınlarında oturan kadınların meme kanserine yakalanmaları normalden % 40 daha fazlalaştı. Pilgrim nükleer enerji reaktörü yakınlarında özellikle santralin normal çalışması sırasında çevreye salınan radyoaktif gazların sürüklendiği bölgede lösemi olayları % 400 artmıştır.

1979 Three Mile Island kazası kanserde %10 artışa neden oldu. 1972-1979 yılları arasında Pilgrim nükleer santralinin 16 km'lik çevresinde yaşayan insanlarda kan kanseri vakalarının 4 kat arttığı tespit edildi.

13- Japonya reaktörlerinde sadece 1992 yılında 22 tane kaza meydana geldi. ABD'deki kazalar: 1957 Colarado Rocky Flast Reaktöründe patlama, 1961 Idahofalls deneysel reaktöründe arıza, 1966 Ferry reaktöründe kaza, 1979 Tennessee Erwin nükleer yakıt santralinde kaza, 1979 Three Mile Island kazası

14- Tıpta kullanılan bazı radyoizotopların imali için Çekmece Nükleer Araştırma Merkezinde bulunan araştırma reaktörü yeterlidir.

15- Bir adet % 100 verimli 1000 MW'lık nükleer santralle aynı miktar elektrik enerjisi üretebilmek için, rüzgar potansiyeli iyi olan yerlere max % 30 verim göz önüne alındığında 3 adet 1200 MW'lık santral kurmak gerekecektir. Bunun da maliyeti en fazla 3 milyar dolardır. Rüzgar türbinleri 6-7 yıl yerine en çok 3-4 ay içinde yani nükleer santrallere göre "yirmi kat daha az sürede ve beşte bir maliyetle" kurulabilmektedir.

Nükleere hiç verilmezken, rüzgar için 20 yıl garanti verilmektedir. Rüzgarın hiçbir atık ve çevre problemi olmaması, nükleer santralin en önemli iddiası olan sera gazı yaratmama marifetini de gölgelemektedir. Ve ülkemizin rüzgar potansiyeli göz önüne alındığında, nükleer santral kurmanın ne kadar yanlış olduğu açıkça ortaya çıkmaktadır

Bu Yazı, Prof.Dr İ. Engin TÜRE'nin araştırmalarından yararlanarak derlenmiştir.

SANTRAL (öykü)

TC-ABD ARASINDA NÜKLEER İŞBİRLİĞİ ANLAŞMASI


bilimkurgu@x-bilinmeyen.net