ba_l_k_yaz_s_.1.dernek.kk.jpg

BİLİMSEL HABERLER
MANTAR'dan YAKIT
BEYİNDEKİ YILDIZ HÜCRELER
NÜKLEER ENERJİ
ÖLÜM ÜZERİNE
ZEKA YAŞLANMIYOR
DNA DEĞİŞİYOR
KLONLAMAYA DEĞER OLMAK
NEDEN KAŞINIRIZ?
İNSAN AKLINI OKUMAK
GECE YARATICILIK ARTIYOR

BEYİNDEKİ YILDIZ HÜCRELER


amblem.2.k.jpg


BEYİNDEKİ 2.BEYİN

YILDIZ HÜCRELER

İsviçre, Lozan'da Leman gölü kıyısında kurulu laboratuvarda bir araya gelen bir grup Avrupalı, Amerikalı ve Asyalı bilim adamının keşfi, biyoloji ve tıp dünyasını sarsacak. Beş yıldan beri burada sürdürülen araştırmaların ve aynı zamanda Amerika ve Avrupa'nın bazı üniversitelerindeki çalışmaların sonucunda nöronların insan aklının tek "efendisi" olmadığı belirlendi.

Science at Vie fransız bilim dergisi, bu bulgunun bilim dünyası için tam bir şok dalgası olduğunu yazdı ve bu bulgunun temelinde, nöronlar dışındaki diğer beyin hücrelerinin de kilit roller üstlenmesi yattığını belirtti..

Bilim dünyasının şimdiye kadar göz ardı ettiği bu hücreler, bilgileri beynin bir ucundan ötekine taşıyarak nöronlara eklemlenen gerçek bir iletişim ağı kuruyorlar.

İKİ AYRI GÖRÜŞ
Daha doğru bir ifadeyle, bunlar nöronların etkinliğini senkronize etmek üzere "orkestra şefi" görevini üstleniyorlar. Bu fazla yetenekli hücreler de yıldızı andıran biçimleri nedeniyle astrosit (astre= Fransızca yıldız) olarak adlandırıyor. Daha doğrusu bunlar, beyin hacminin % 50'sinden fazlasını kapsayan gliyal adlı hücrelerin büyük ve kuraldışı sülalesinin bir bölümünü oluşturuyor.

Bu ünlü gliyal hücreler 19. yüzyılın ortalarından beri biliniyor! Peki o halde niçin bunca zamandır bunların önemi göz ardı edildi?

Alman doktor Rudolf Virchow 1856 yılında bunları keşfetti. Bunları "glue" (tutkal) sözcüğünü çağrıştıran "gli" olarak adlandırdı.

Böylece gliyal hücrelerin o tarihten itibaren yalnızca beyindeki boşluğu doldurmak için varoldukları sanıldı.

Ve 1835'te varlıkları belirlenmiş olan nöronları Ğsinir hücreleri- izole etmek, beslemek ve pasif olarak savunan ilkel hücreler olarak değerlendirildi.

Şimdi Lozan'daki enstitü çalışanı Pascal Jourdain şöyle diyor: "50'li yıllardan beri, beyindeki faaliyetleri kaydetme yöntemi, nöronlarda "elektrik akımı"nın yayılmasına dayanır. Oysa astrositler (yıldız hücreler, gliyalar) elektrik açısından hemen hemen sağırdır, çünkü onların alışverişi kimyasal yoldan gerçekleşir."

Yıldız hücrelerin farklı yapıları, bazı molekülleri fosforlu hale getiren yöntemlerin geliştirildiği 90'lı yıllarda yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı. Böylece yıldız hücrelerin başka yetenekleri belirlenmeye başladı. Lozan'daki kuruluşta bir araya gelen bu araştırmacılar her şeyi nöronlarla açıklayan "nörologlar"a karşı, kendilerini "gliyologlar" adıyla tanımlıyor.

YOLCULUK (öykü)

MİKRO EVREN (öykü)

Bir grup Avrupalı, Amerikalı ve Asyalı bilim adamının keşfi, biyoloji ve tıp dünyasını sarsacak: Beş yıldan beri burada sürdürülen araştırmaların ve aynı zamanda Amerika ve Avrupa'nın bazı üniversitelerindeki çalışmaların sonucunda nöronların (sinir hücreleri) insan aklının tek "efendisi" olmadığı belirlendi.

sinirh_creleri.k.jpg

İKİ KURAM KARŞI KARŞIYA
Geçerli nöroloji teorisine göre, kafatasımızın içi, sinaps adlı bağlantı noktalarından oluşan geniş bir iletişim ağı şeklindedir.

Ancak İsviçre'deki ekipten Andrea Volterra, yıldız hücreleri göz ardı eden bu yaklaşımın beyni kısmen açıklayabildiğini belirtiyor. Ona göre, bu hücrelerin nöronlar arasındaki bağlantı noktalarını sarıp sarmalayan ve bir tür manşon görevi üstlenen uzun kollara sahip olduklarını ifade ediyor.

Nitekim "gliyologlar" beyin ortamını yapay olarak canlandıran hücre kültürleri üzerinde gerçekleştirilen in vitro deneylerde şimdiye kadar kimsenin aklına gelmemiş olan bir şey fark ettiler: Beyin iletişimi yıldız hücrelerin kararlı etkisiyle sağlanıyordu.

Araştırmacılardan Pascal Jourdain şu açıklamada bulunuyor:

"Klasik modele göre, bir nöron bir başka nörona mesaj gönderdiğinde, ilk önce bir elektrik akımından geçiyor. Bu akım sinaps düzeyine vardığında, nörotransmetörlerin (sinir iletici kimyasalların) serbest kalmasını tetikliyor. Bu kimyasal mesajlar daha sonra ikinci nöronun yüzeyinde yer alan reseptörlere sabitlenecekler, bunlar da diğer sinapsa elektrik akımı gönderecekler ve bu tetikleme zincirleme sürüp gidecektir."

HAREKETLERİ YAVAŞ
Yıldız hücreler bu bilgi akışını kolaylaştıracak, yavaşlatacak ve hatta durdurabilecek yöntemlere sahipler. Üstelik eldeki bulgulara göre astrositler bir sinapstaki bilgileri bir diğer sinapsa aktarabiliyorlar. Yani bilgiler sadece nöronlar aracılığıyla değil bir başka yolla da beynin bir ucundan diğerine iletiliyor.

DEVAM

BEYİN (öykü)


bilimkurgu@x-bilinmeyen.net