|
Gölden yana, biri geliyordu. Sarıgözleri, kahverengi teni, sekiz parmaklı eleri vardı. Üzerinde hiçbir şey yoktu. Ağır adımlarla, ona doğru yaklaşıyordu. Bacakları ıpıslaktı... Kolları da... gövdesi de... Su, onun anası gibiydi.
Dörin, birkaç adım geriledi. Bunu bir yerden tanıyordu. Sudaki yansımasıydı, o! Kendisiydi...
Tüm organları, kaçma uyarısı aldı. Fakat yerinden kımıldayamadı. O, tıpkı Dörin gibi gülümsüyordu ve sekiz parmaklı ellerini sallıyordu.
Dörin; belleğinde beliren, yitip giden bir yığın görüntüyle kafası bulanmış; onun yaklaşmasını izledi. Parmaklarını uzattı. Suyu bulandırır gibi, havayı da bulandırmak istedi. Olmadı... Hiçbir dalga kıpırdamadı ve görüntü kırışmadı... Aksine, o da parmaklarını uzatıyordu. Dörin, uzandı, uzandı, uzandı... Kendi kendine dokundu!
bilimkurgu@x-bilinmeyen.net
|