|
Vargo STATTEN
Betty gittikçe artan bir merakla ona bakıyordu.
-Sahi mi?
-Üstüne bir şey al, sana bazı şeyler göstereceğim. Arabada ortadan kaybolan bir adama ait kan lekeleri var.
-Kan mı? Aman Allahım..
Şaşkın, yerinden kalktı. Elinde bir lamba, omuzlarında pardösüsü, Jeffrey onu avludan geçirerek garaja götürdü. Elektriği yaktıktan sonra sert bir hareketle arabanın kapısını açtı. Kan lekelerini gören Betty titredi,
-Jef.. Kimseyi öldürmedin değil mi?
-Ne münasebet! Yolda gelirken...
Jeffrey başından geçen her şeyi anlattı, sonra arabanın arkasına giderek Betty'e bagajdaki acayip aleti gösterdi.
-Ben bunu kımıldatamıyorum bile. Hâlbuki herif bunu, sanki bisiklet kaldırıyormuş gibi rahatlıkla kaldırdı. Üstelik de başında derin bir yara vardı. Neden bu kadar dalgın olduğumu şimdi anlıyor musun?..
Biraz düşündükten sonra:
-Doktor Whittaker'in evi buraya oldukça yakın, dedi. İhtiyar profesörün çeşitli dergilerde, insan yapısı ve atomlar üzerine sık sık yazıları yayınlanıyor. Bu olay belki de onu ilgilendirir.
Kararını veren Jeffrey eve döndü ve telefonun yanına giderek ahizeyi kaldırdı. Numarayı çevirdikten az sonra kalın bir ses duyuldu:
-Alo Buyrun, ben Doktor Whittaker.
Jeffrey kendini tanıttıktan sonra başından geçenleri doktora olduğu gibi anlattı.
-Çok ilginç, dedi yaşlı profesör. Nerede oturuyorsunuz?
-Sizden hemen on dakika mesafedeyiz, diyerek Jeffrey adresini verdi.
Doktor telefonu kapatmadan önce
-Hiçbir şeye dokunmayınız, hemen geliyorum, dedi.
Doktor geldiğinde Jeffrey yemeğini henüz bitirmişti. Whittaker uzun boylu, oldukça zayıf bir adamdı. Geniş kafası üzerindeki saçları henüz dökülmemişti. Tanışma faslı tekrarlandıktan sonra kısaca sordu:
-Nerede?
-Dışarıda, buyurun gidelim.
Jeffrey pnrdösüsünü alarak avluya çıktı, arkasından Whittaker geliyordu. Yalnız kalmak istemeyen Betty'de mantosuna sarınarak onları takip etti.
Jeffrey arabasına yaklaşarak bagajı açtı.
Aleti gören doktor:
-Garip bir makine, diye mırıldandı.
-Önce bunu motosiklet sanmıştım.
-Sahi mi? Peki bahsettiğiniz kan lekeleri nerede?
|
|
|
|
|
|
|
Lambanın ışığında Whittaker lekeleri uzun uzun inceledi sonra doğrularak:
-Bunları kimseye gösterdiniz mi? diye sordu.
-Hayır, cinayetle suçlanmak istemiyorum.
-Anlıyorum. Arabanızı bana satar mısınız? İstediğiniz ücreti vermeğe hazırım.
-Bu eski arabayı satın mı alacaksınız? Peki ama neden?
-Kan lekelerini bozmadan kendi laboratuarımmda incelemek istiyorum.
-Bu acaip makinayı da istiyorsunuz tabii?
-Şüphesiz...
-Şu halde araba ücretine bu da dahil oluyor.
Jeffrey düşünürken Betty onu dirseği ile dürttü.
-Paraya ihtiyacımız var Jaf, diye fısıldadı, yüksek bir ücret iste.
Jeffrey hafifçe öksürdü:
-Elli bine ne dersiniz?
Whittaker tereddüt etmedi, cebinden çek karnesini çıkararak:
-İşte çekiniz Bay Collins, dedi. Kendi arabamı almak için tekrar uğrarım.
Jeffrey uzanarak çeki aldı.
Whittaker yeni arabasına bindi, Coiüns'e dönerek:
-Bundan sonra bu arabadaki her şey bana aittir, dedi. Bu konuda anlaştık, tamam mı?
-Tamam Doktor Whittaker, iyi geceler.
Betty, Whittaker'in arabayı garajdan çıkarışına isteksiz isteksiz baktı. Bu ana kadar kendilerinin olan arabayı artık başkası kullanacaktı. Jeffrey'in ardından eve döndü. Birden hisleri değişti:
-Elli bin Jef, diye bağırarak kocasını kolları arasında sıktı. Bugün gerçekten senin şanslı günün.
-...Belki, diye homurdandı ve düşünmek için divane uzandı.
-Pek memnun görünmüyorsun Jef!
-Bilakis memnunum.
-Bu parayla kendine başka bir araba alabileceğin gibi geriye bir miktar paramız da artar bile.
Jeffrey düşünceli, cevap vermedi. Gerçekte mutlu olmaktan çok uzaktı. Özel bir neden olmadan kimse bu ücreti bu kadar kolaylıkla ödemezdi. Eğer böyle olmasaydı Whittaker, arabada bulunan her şeyin de kendisine ait olduğunu ısrarla söyler miydi?
@
Ertesi gün, doktor kendi arabasını da alıp gittikten sonra Jeffrey, satışın kanuni yönüyle meşgul oldu. Daha sonra kendisine yeni bir araba aldı ve normal yaşantısına döndü. On beş gün kadar işine devam etti. Bununla birlikte, hayatına giren ve bir anda uçup giden esrarı hatırlamak onu rahatsız ediyordu.
Sonunda dayanamadı ve bir akşamüstü, eve dönmek üzereyken yolunu değiştirdi; Whittaker'e uğradı. Belki kendisine bazı açıklamalarda buluna¬bilirdi doktor.
Onu evinde yalnız başına çalışırken buldu.
-LABORATUVARA GELİNİZ, dedi doktor. ÇOK MEŞGULÜM...
Doktor Whitiaker, Jeffrey'i evin arkasındaki ilave bir binaya götürdü. Salonun ortasında, parkenin üzerinde altın mayolu adamdan kalma acayip alet duruyordu. Jeffrey doktorun nasıl olup da makineyi buraya kadar getirebildiğine şaştı.
-devamı SAYFA:3-
|
|