|
Joan D. VINGE
4.Öykü: MEDYACI
VINGE'in "Gök Günlükleri" (Heaven Chronicles) romanının temelini oluşturan bu öykü, kameraman Chaim Dartagnan'ın macerasıdır. (Hatırlanacağı gibi, Dartagnan/Dartanyan, "üç Silahşörler" romanının baş kahramanıdır.)
Dünya kaynakları tükenmiş, insanlık asteroid kuşağındaki asteroidlerde yerleşmeye başlamıştır. Macera, bunlardan birindeki uzay istasyonunda başlar. Define avcılarından biri, iniş takımları parçalandığı için "Gezegen-2"deki terk edilmiş istasyon Esso Bee'de mahur kalmıştır. Kendisini kurtarmaya kimsenin gelmeyeceğini tahmin eder, "Paha biçilmez kalıntılar ve bilgisayar yazılımları" bulduğuna dair yayın yapar. Siamang ve Oğulları firması, bu işi üstlenir. Bir gemi hazırlanır, büyük oğul Demark Siamang, kadın kaptan Mythill ve kameraman Dartagnan, büyük bir törenle "Gezegen-2"ye yolcu edilirler. Gemi gezegene iner, Esso Bee İstasyonu'nu ve define avcısı Demark Sekka-Olefin'i bulur.
Sf:157-158
... İnsanlığın burdaki yaşamı sınırlı ve son, artık kapıda. Hatalardan söz açılmışken, biz korkunç bir hata yaptık, iç Savaş: Gökte tek bir hata yaparsan sonsuza kadar lanetlenirsin. Ölüme mahkûm olursun..."
"Bir astreoid kuşağında hayat tamamen yapay bir eko sistemine bağlıdır; yaşamak için gerekli olan her şeyi ya işlemden geçirmek ya da kendimiz yaratmak zorundayız. Havayı, suyu, yiyecekleri, her şeyi. Ama diğer her eko sistem gibi ve belki diğerlerinden de fazla. Sistemin yeterince büyük bir kısmını yok et, geride kalan parçalar uzun süre yaşayamaz. Ya içine çekilir ya da ölürler. Güneş Kuşakta, ihtiyaç olduğunda geri dönebileceğimiz, yaşam için gerekli her şeyin doğal olarak kendiliğinden meydana geldiği Dünya vardı. Fakat Gök kolonize edilirken başlarına daha önce hiç böyle bir şey gelmediği için bu ihtiyacı öngöremediler. Eski Kuşaktakiler bu sistemde koloni kurarken ihtiyaç duyacakları tek şeyin hammadde; madenler, mineraller ve Diskin çevresindeki donmuş gazlar olduğunu sanıyorlardı. Kimse bir gün ham maddeleri işleyemeyecek hale gelebileceğimizi düşünmedi.
"Ama oldu. Gökteki çoğu sanayi savaş sırasında yok oldu. Geri kalanlar ucu ucuna yetişiyor; genişlememize ya da olanı yenilememize imkân yok. Kahretsin, Halkadakiler şu anda zorla ayakta duruyorlar ve eğer onlar iflas ederse bizim damıtma tesislerimiz nasıl ayakta kalır bilmiyorum... Ne kadar uzun süre nefesini tutabilirsin?"
Dartagnan huzursuzca güldü. "Fakat," söylediklerini çürütecek bir delil aradı ama aklı bomboştu... birdenbire gözlerinin önünde canlanan geleceğin hayali gibi. "Fakat... tamam. Belki de sen haklısın, hepimiz kaçınılmaz sona doğru yokuş aşağı gidiyoruz... Eğer kurtulmak için yapabileceğimiz hiçbir şey yoksa neden kendimizi üzelim ki? Elimizde olanı en iyi biçimde değerlendirmeye çalışmalıyız."
"Ama anlatmak istediğin de bu zaten! Yapabileceğimiz bir şey var: Teknoloji tükenip Demarki bizi barındıramayacak hale gelmeden önce, şu andan itibaren, burada, Gezegen iki'de bir koloni kurmaya başlayabiliriz."
"Ne demek istediğini anlamıyorum." Dartagnan başını salladı. "Burada hayatta kalmak, uzayda hayatta kalmaktan daha da zor. Uzay elbisesinin içindeyken bile donarak ölebilirsin! Şu an, güneş hala gökyüzündeyken bile atmosfer vücut ısısını emiyor. Ve yerçekimi-"
"Buradaki yerçekimi insan vücudunun kaldırabileceğinin dörtte biri kadar. Soğuğa gelince, teçhizatlarımız buna göre tasarlanmamıştı. Fakat uyum sağlamak zor olmayacaktır, tek ihtiyacımız daha iyi yalıtım. Burası Dünya'nın bazı yerlerinden daha kötü değil. Mesela Antarktika. Orası buradan daha soğuktu ve boğazına kadar kar vardı ama Dünyalıların umurunda değildi. İnsanoğlunun en iyi yanı her şeye uyum sağlayabilme yeteneği! Eğer o çöpçüler yapabiliyorsa, bir Kuşaklı da yapabilir." Olefın'in elleri düşüncelerini vurgulamak için havaya fırladı, gözleri hayalinin etkisiyle ışıl ışıldı. "Aslında, medya kampanyasının bir parçası da bu gezegenin ismini Antarktika'ya değiştirmek: 'Doğaya dön, suni ortamdan kurtul, insanın yaratılmış olduğu yaşam tarzına dön...'
"Bilmiyorum..." Dartagnan olumsuz anlamda basını salladı. "Buranın Dünya'dan daha soğuk olmadığına emin misin? Ayrıca, atmosferde nefes almak mümkün değil."
"Ama bu doğru değil! Halkın öğrenmesi gereken en önemli noktalardan biri bu. Buradaki deney projelerinden biri atmosfer koşullarının incelenmesiydi ve gezegenin atmosferinin sisteme ilk geldiğimiz zamankinden daha yoğun olduğu şüphe götürmez bir şekilde kanıtlandı. Gezegenin yörüngesindeki hafif kaymalar kutup buzullarının eriyip gazların atmosfere karışmasını sağlıyor. Atmosfer alışkın olduğumuzdan daha kuru ve ince, ama nefes alınabiliyor. Buna eminim çünkü denedim."
"Ne kadar denedin?" Dartagnan'ın göğsü panikle aniden sıkıştı, yabancı bir atmosferde solumaya çalışmak, elleri boğazına gitti. "Nasıl olur? Havada yeterli derecede oksijen nasıl bulunur?"
"Bilmem. Ama var; çıkıp iki üç kilo saniye dışarıda kaldığım oldu."
Dartagnan yere baktı. Botlarını ovalamaya başladı. "Herhalde ısıyı korumak için yeraltında yaşamak gerekir. Ama Demarki'de zaten böyle yaşıyoruz. Ve güneş enerjisi, bu gezegen güneşe çok daha yakın..."
"İşte bak!" Olefin şevkle başını salladı. "Sen de olasılıkları görmeye başladın. Çözüm bu: Bir çözüm bulmamız gerekiyordu ve işte bulduk. Bunun üzerine bir kariyer yapabilsin! Açık arttırmadan kazanacağın parayla bütün Demarki çapında bir medya kampanyası başlatabiliriz. Ne diyorsun Dartagnan?..
Ancak, bilgisayar şifrelerini ele geçirmek isteyen Demark Siamang, ona bir komplo düzenler. İşlediği cinayeti öğrenen ve ihbara kalkışan Kaptan Mythill'i de öldürmeye kalkışır. Canını kurtarmak için ondan yana gözüken kameraman Chaim Dartagnan, hem kızın hem de kendi hayatını kurtarabilecek midir? Bu cinayet, ünlü şirketin ve katilin yanına kâr mı kalacaktır?..
|