|
The Eyes of Amber
Joan D. VINGE
Çev: İrem ÇALIKUŞU, Kavram Yayınları, BK Dizisi:10, İstanbul, Haziran 1996
Tanıtım: Selma MİNE
Joan D.VINGE, öyküleri "Analog, Orbit, Isaac ASIMOV's SF Magazine" dergilerinde yer almış ABD'li bir yazardır. Antropoloji eğitimi almıştır ve kendi bakış açısıyla, bu bilim dalı, bilim kurguya çok yakındır.
Amber Gözler kitabı, yazarın dört öyküsünü içermektedir.
1.Öykü: AMBER GÖZLER (The Eyes of Amber).
"1977 En İyi Öykü Hugo Ödülü" kazanan bu öykü, Joan D.VINGE tarafından "Analog Dergisi"nin "Kadın Bilim Kurgu Yazarları" özel sayısı için yazmıştır. Satürn';ün uydularından Titan'da yaşayan, zar kanatlı, pençe elli ve perde ayaklı, peri benzeri varlıklar ile konu başlar. Burada bir tür derebeylik sistemi, toprak kavgası ve güç savaşı vardır. Kardeş evlenmesi yapmış bir ailenin dışlanmış bireyleri Lord Chwiul ile Lady T'uupieh, onlara karşı bir kumpas düzenlerler.
Sf:9
... Geceleri soğuk olmasına rağmen, Lord, kanat zarlarına işlenmiş, helezonlar çizerek dans eden, karmaşık desenli mücevherleri sergilemesine izin veren bir tunik giymişti sadece.
... Hareketleri zarafetten yoksundu. T'uupieh mücevherlerin narin kanat zarlarını ve ince kolları nasıl aşağı çektiğini, uçmayı imkânsız kıldığını hatırladı. Bütün soylular gibi, Chwiıl da her kaprisini yerine getirmeyi görev bilmiş bir hizmetkârlar ordusuyla çevriliydi...
Sf:32
T'uupieh vücuduyla kanatları arasındaki dar aralıktan geçirdiği tüniği üstünde tutan zengin işlemeli cam elyafı kemere baktı. Kemeri süsleyen ağır, değerli amber boncuklara dokundu. Mücevherci gizli bir yöntemle metalle boyanmış eriyiği, cilalanmış sukayasının içine gömmüştü. Boncuklar ona iblisin bin gözünü hatırlatıyordu. "Onun" iblisi...
Öte yandan Dünya'dan Titan'a bir araştırma uydusu gönderilmiştir. Bu uydu 10 gözlü özel bir iletişim robotudur ancak arızalanır, gezegene düşer ve Lady T'uupieh tarafından bulunur. Onu, efsanelerde adı geçen "iblis" sanır. Haberleşme aygıtının öbür ucundaki dünyalı Shannon, bu ırkın dilini çözer ve araç vasıtasıyla, Lady ile zaman zaman iletişim kurar. Aracın dağılan gözlerini toplattırır ve daima Lady ile birlikte dolaşma komutunu verir. Böylece T'uupieh, nereye gitse yanında taşıdığı bu amber renkli göz vasıtasıyla, dünyaya bilgi aktarır.
Sf:21
Araç, insan zekâsına sahip bir canlı türü keşfetmişti, daha doğrusu canlı aracı bulmuştu. T'uupieh'in bulunması neredeyse mahvolmuş projeyi bir anda başarıya kavuşturmuştu. Araç, hareketsiz bir bilgi işlem ünitesi ve Titan'ın yüzeyine dağılıp bilgi itecek on tane "göz" ya da yan üniteden oluşuyordu. Fakat iniş sırasında ek ünitelerin fırlatılmasında bir hata olmuş ve bütün "gözler" iniş alanı olan ıssız bataklığın içinde birkaç kilometreye dağılmıştı. Ama T'uupieh'in aslında kendi çıkarlarına dönük ilgisi ve "iblisini" memnun etmek için gösterdiği istek durumu düzeltmeye yetmişti.
... T'uupieh'in ay gibi beyaz yüzünün neredeyse yamyassı profili ona, daha doğrusu kameranın lensine döndü. T'uupieh'in nazik ağzı, uzun sivri dişlerini belli etmeden gülümsedi. Shannon, onun akı olmayan kırmızı gözünü, gözü çevreleyen, burnunun üstündeki hilal biçimli yarığı görebiliyordu. T'uupieh'in soğukta buharlaşan mavi beyaz siyanür nefesi Titan'ın bitmek bilmeyen sekiz günlük geceleri boyunca aygıtı çevreleyen Aziz Elmos ateşinin halesiyle aydınlanıyordu. Shannon, ilerdeki çalıların içinde üstündeki buzların ağırlığı ile aşağı sarkmış dallara Japon fenerleri gibi asılmış ışık toplarını görebiliyordu.
Sf:27
... İblisin acayip, pençeli kolu aniden canlanmıştı, buz gümüşü bahar tomurcukları arasında sürünerek ilerliyor, taşın etrafındaki eriyiği ittirerek yukarı tırmanıyordu. İblis bir sürü anlaşılmaz şey yapıyordu (bu bildiklerine uyuyordu). Adak olarak et, sebze ve taş istiyor, hatta bazen yolculardan kestiği haracın bir kısmım alıyordu. T'uupieh onun isteklerim seve seve yerine getiriyordu: onun gözüne girmek ve desteğini kazanmak istiyordu. Bir parça isteksizce de olsa, yabancı bir lorddan gasp ettiği 'Eski'lere ait değerli metal mücevherleri bile vermişti. İblis bu hareketi coşkuyla övmüştü: Bütün iblisler metal istiflerdi. T'uupieh onların güçlerini korumak için metale gereksinim duyduğunu sanıyordu. Geceleyin onu sarmalayan cadı ateşiyle yalım yalım parlayan kubbeli zırhı, kan renginde devasa bir mücevherdi. Halbuki, T'uupieh iblislerin insan etini tercih ettiğini duymuştu. Ama yabancı lordun kanatlarını iblisin ağzına tıkmaya kalkıştığında adamı birkaç sıyrık dışında sapasağlam geri tükürmüş ve onu serbest bırakmasını buyurmuştu. T'uupieh hayretler içinde emre uymuş ve o budalanın çığlık çığlığa bataklığın içinde kaybolmasına izin vermişti.
Kendi kızkardeşi ve yeğenleri için hazırlayacağı suikast konusunda devreye giren "iblis" öyle ifadeler kullanmaya başlar ki, T'uupieh'in zihni allak bullak olur. Shannan, bu katliamı dünyadan engellemek için tüm becerisini ve aracın yeteneklerini ortaya koyacaktır. Acaba başka bir uygarlığın ve başka bir düşüncenin değerlerine müdahale edebilecek midir?
@
|