|
30.03.1974 tarinde Bursa'da doğdu. 1992 yılında başladığı Ege Üniversitesi Çeşme Meslek Yüksek Okulu Turizm Rehberliği bölümünü 1995 yılında bitirdi. İngilizce dilinde Profesyonel Kokartlı turist rehberi oldu. 1997 kışında Çanakkale Üniversitesi Japonca öğretmenliği bölümünde hazırlık sınıfı okudu. 1997 yılı sonunda İstanbul'a yerleşti. 1998 yılında başladığım İstanbul Üniversitesi Latin Dili ve Edebiyatı bölümünden 2002 yılında mezun oldu.
İş hayatına 1995 yılı kış sezonunda Uludağ'da resepsiyonist olarak başladı. Daha sonra Batı Anadolu'da (Efes, Pamukkale, Dalyan) rehberlik yaptı. 1997-2003 arasında Yapı Kredi Bankası Çağrı Merkezinde, ilk yıl müşteri temsilciliği ardından 5 yıl takım lideri olarak çalıştı.
Yaklaşık on yıldır edebiyatla ilgilenmekte. Türkiye Bilişim Derneği'nin düzenlemiş olduğu Bilimkurgu öykü yarışmasında 2002'de 3.lük, 2004'de 2.lik, 2005'de 1.lik ödülü kazandı. Lostlibrary.org sitesinin ekim 2003'de düzenlediği sanal gerçeklik konulu bilimkurgu öykü yarışmasında mansiyon ödülü ve 2002 yılında bir otomobil firmasının düzenlemiş olduğu e-hikaye yarışmasında birincilik ödülü kazandı.
"Kül, Öykü, Mozaik, Hasta Eşekler, Ağır Ol Bay Düzyazı, Dergibi.com, İmgenet.net, Lacivert, Bilişim ve Kariyer.net" gibi dergilerde şiirleri, öyküleri ve makaleleri yayımlandı.
Çağrı merkezi çalışanları için yazdığı "ÇM de MT Olmak" isimli kitabı Eylül 2006 tarihinde Sistem Yayıncılık tarafından yayımlandı. 2007 yılında genç profesyoneller için temel stres yönetimini anlattığı "Stres Yapmayan Stres Kitabı" isimli çalışması Crea Yayımcılıktan çıktı. Bilimkurgu öykülerini de "Hata Kanunları" ismiyle yine Crea yayıncılıktan 2008'de yayımladı.
2004 yılında PDR Group'da başladığı eğitimci kariyeri son 2 yıldır Masters Training İnternational'de devam ediyor. Kendisine ait bir internet sitesi var:
http://akinbasal.blogspot.com.
Elektronik postası: yumurcak12002@yahoo.com
**********************************************
Genellikle bir gazete haberi ya da bir film sahnesi etkiliyor beni. Ya da bir belgesel seyrettikten sonra bir öykü konusu geliyor aklıma. Önce bir cümle ile başlıyor. Bu konuda bir öykü yazmalıyım diyorum. Sonra düşünce ağacımı ve kahramanları oluşturuyor, birkaç sayfalık notlar alıyorum. Sonrası ise teknik işler zaten.
Başına oturunca öykü kendiliğinden geliyor. Sonra öyküyü bitirip birkaç hafta bekliyorum. Demleniyor öykü. Sonra tekrar başına oturuyorum. Sonra yine demlendiriyorum. Sonra yine başına geçiyorum derken öykü artık benim müdahelemi kabul etmez hale geliyor ve dokunmamı istemiyor. Reddediyor beni. O gün öykü tamamdır diyorum.
Bütün bunları nereden öğrendin diyorsanız söyleyeyim; son on iki senedir bu ülkede çıkmış neredeyse bütün edebiyat dergilerini, bir kısmını abone olarak bazılarını kitapçılara gittiğimde alarak takip ettim ve etmeye de devam ediyorum. Genç ve yazmaya hevesli arkadaşların çok azında gördüğüm bir alışkanlık bu. Herkes yazmak istiyor ama kimse okumuyor.
Kitaplarım dışında bir kitaplık dolusu dergim var ama hala yeterince okumuyorum hissiyle rahatsız hissediyorum kendimi. Ben şu söze hep inandım; yazarlığın yüzde onu yetenekse yüzde doksanı çalışmak (okumak)'tır.
Beğendiğiniz veya etkilendiğiniz bilimkurgu ve bilimkurgu dışı yazarlar ve kitaplar var mı?
Hamdi Koç okuyorum. Adalet Ağaoğlu delisiyim. Can Yücel, Edip Cansever'e bayılırım. Erdal Öz'ün ayrı bir yeri vardır bende. Asimov öykülerini severim. Carl Sagan da sevdiğim yazarlardan. Ama itiraf edeyim ben çok bilimkurgu okumadım ve okumuyorum. Ama seyretmediğim tek bir bilimkurgu filmi bile yok diyebilirim. Birçoğunu defalarca seyrettim. Ben bilimkurgu filmlerinden çok besleniyorum ve hep söylüyorum; bir bilimkurgu öykü ya da roman film yapılmayacaksa yazık oluyor diye. Çünkü bilimkurgu edebiyatı özünde tamamen hayal gücüyle oluşuyor ve film haline geldiğinde misyonunu tamamlamış oluyor. En büyük hayalim özellikle ödül almış öykülerimden birinin ya da birkaçının günün birinde film olarak çekilmesi.
Ne tür müzik dinlersiniz?
Tango müziğini dinlemeyi daha çok tercih ederim.
Türkiye'nin ve dünyanın yakın veya uzak geleceğini nasıl öngörüyorsunuz? Örneğin gençlerden ümitli misiniz?
Öykülerimin de genellikle teması genetik teknoloji üzerine kurulu. Ben eğer gerekli önlemleri almazsak yakın zamanda genetik teknolojisinin olası kötü sonuçlarıyla karşılaşacağız diye düşünüyorum. Genetik olarak güçlendirilmiş insan-askerler ya da hayvan askerler ya da biyolojik silahlar dünyanın güç dengelerini çok kötü etkileyebilir. İşin en kötü yanı bu teknolojinin şu an tamamen kuralsız ve kanunsuz ilerliyor olması. Benim önerim şu; bütün ülkelerin temsilcilerinin olacağı güçlü bir "Birleşmiş Milletler Etik Parlamentosu" kurulmalı ve özellikle gen teknolojisi ile ilgili kararlar dünya çapında alınmalı. Örneğin insanları yüz yaşına kadar yaşatmak ilk başta çok sempatik görünüyor ama eğer sosyal sigortalar sisteminizi önceden buna göre ayarlamazsanız bunun kötü sonuçlarına da katlanmak zorunda kalırsınız. Düşünsenize milyonlarca çok yaşlı ve bakıma muhtaç insana nasıl bakacaksınız? Onlara emekli maaşı ödemeye nasıl devam edeceksiniz?
Gençlerden tabiî ki ümitliyim çünkü ben de gencim. Gençlerin eğer olumlu yollara kanalize edilirse müthiş bir enerjileri ve yaratıcılıkları vardır. Yeter ki imkânlar verilsin. Siz gençlere nasıl bir dünya kurarsanız onun sonuçlarını yaşarsınız. O yüzden bence bu soru şöyle sorulmalı; yetişkinlerin gençlere yaklaşımından umutlu musunuz? O zaman da ben şöyle yanıt veririm; yeterince iyi değil. Keşke daha çok imkan verilse ve ilgi gösterilip teşvik edilseler.
Bildiğim kadarıyla bilimkurgu öykülerinizden başka öykü ve şiirleriniz de var. Sırada başka kitap veya projeler var mı?
Eskiden şiir yazmayı denerdim hâlâ da arada sırada denerim ama farkındaysanız denerdim diyorum, benimkiler öylesine denemeler. Ben öykü ve roman türünde devam edeceğim. Evet, bir roman çalışmam var, bilimkurgu değil, uzun yıllardır üzerinde çalıştığım biraz duygusal, biraz trajik bir konusu var. Önümüzdeki günlerde yayımlayacağız.Bu arada "Devletin Çocukları" isimli bir bilimkurgu romana başladım. 2009 da onu bitirmeyi hedefliyorum.
"X-Bilinmeyen.net" sitesi ve okurları adına, bu güzel sanal röportajımızı kabul ettiğiniz için teşekkür ederim.
Ben teşekkür ederim.
X-BİLİNMEYEN, Eylül 2008
KAÇAK (Öykü)
|