ba_l_k_yaz_s_.1.dernek.kk.jpg

YAZARLAR-ÇİZERLER-ÇEVİRMENLER

MEHMET EMİN ARI ile BK ÜZERİNE

Akın BAŞAL ile BK üzerine

ORHAN DURU

Haldun AYDINGÜN ile BK ÜZERİNE


MEHMET EMİN ARI ile BK ÜZERİNE


amblem.2.k.jpg


Mehmet Emin ARI

ile Bilim Kurgu Üzerine


Röportaj: Caner KELER

Emin Bey, bize kısaca kendinizden bahseder misiniz?

Her şeyin amatörü olarak kalmakta ısrarlı biriyim çünkü amatör kelimesi "amour" yani aşk kelimesinden gelir. Bir çok ilgi alanım var ve hiç birinde uzman olmadım. Türkiye'nin en güzel şehrinde, İzmir'de yaşıyorum. Yazan, fotoğraf çeken ve iyi bir ahçı olmaya çalışan biriyim. Her gün işe vapurla gidip gelen şanslı bir insanım ama söz konusu olan yazarlık olunca bu şansımın olmadığı aşikar. Durumumu düşünününce, aklıma hep şu fıkra gelir:

Bir zenci ölür ve tanrının karşısına çıkar.

Zenci sorar, 'Tanrım beni neden siyah tenli yarattın".

Tanrı cevaplar, "yakıcı güneşten korunman için".

"Peki neden saçlarım kıvılcık?"

Tanrı yine cevaplar, "Koşarken saçların dallara takılmasın" diye.

Zenci son kez sorar, "Peki tanrım neden beni New York'un göbeğinde yarattın?"

Kendi internet sitenizde öykü, deneme, fotoğraf çalışmalarınız da yer alıyor. Bilimkurgu öyküleriniz ile tanınmanız internet üzerinden oldu. Niçin bilimkurgu öyküleri? Bilimkurguya yakınlığınız konusunda neler söyleyebilirsiniz?

Bilimkurgu, yeni ve özgün paradigma demektir. Bu açıdan Star Wars bilimkurgu değildir, uzak bir gelecekte hayal edilmiş bir şövalye hikayesidir, biraz bilim ve teknoloji ile süslenmiştir ama üç yüz yıl önce Thomas Moore tarafından yazılmış Utopia gerçek ve has bilimkurgudur.

Bilimkurgunun bu özelliği beni hep büyülemiştir. Çoğu insan almış olduğum mühendislik eğitimimin beni bu yola sevk ettiğini söyler ama tamamı ile yanlış bir önerme. Elbette bu eğitim, yazı yazarken, bilimsel alt yapıyı hazırlar iken yardımcı oldu ama mühendis olmamla doğrudan bir bağlantısı yok. Gerçek yaşam sizi bunaltırsa, yerine yenisini koymak ya da en azından düşlemek istersiniz. İşte o aşamada bilimkurgu devreye girer.

Bilimkurgu hep geleceğe ait bir dünya olarak görülür, bu da bence yanlış. Geleceğe değil, başka bir dünyaya, tamamı ile farklı bir paradigmaya aittir. Bu başka dünyanın gerçekleşmesi gelecekte mümkün olduğu için, geleceğe aitmiş gibi durur. Halbuki tamamı ile şu andaki düşlerimizdir bilimkurgu.

Türkiye'de bilimkurgu, özellikle bazı genç kesimler tarafından seyredilen absürd komedi filmlerinin de etkisiyle pek ciddiye alınmıyor gibi gözüküyor. Türkiye'de bilimkurgu edebiyatının ve sanatının çok popüler olmamasının nedenleri konusunda neler söyleyebilirsiniz? Bilimkurguyu geliştirmek ve saygınlık kazandırmak için neler yapılabilir?

Evet maalesef, "Türkler Uzay'da" türünde biz Türkleri aşağılayan ve Türkler tarafından yapılmış, midemi bulandıran filmler var. Gençler sadece bilimkurguyu değil, edebiyatın genelini ve sanatı da ciddiye almıyorlar. Kişi başına düşen kültür tüketim rakamlarına bakın, acınacak durumumuzu görürsünüz. Cep telefonuna milyara yakın paralar harcayabiliyoruz ama iş kitaba ve sanata gelince çok pahalı diye acizleniyoruz. Genel ön yargı, bir Türk'ün bilimkurgu yazamayacağı şeklinde. Hep bu önyargıyı kırmaya çalıştım ama başarılı olamadım. Bilimkurgunun gelişmesi, diğer bir çok şeyin gelişimi ile ilgili. Benden daha iyi olan Türk bilimkurgu yazarları var, onların durumu da çok farklı değil. Aynı ilgisizlikle karşılaşıyorlar ve yetimlik duygusu içinde yaşıyorlar.

Bilimkurgu edebiyatında taklitçi olmamak, yaratıcı olmak çok önemli. Yaratıcılığınızı sizce neler besliyor? Buna bağlı olarak, bilimkurgu öyküleri yazmak isteyenlere neler önerirsiniz?

Yaratıcılığı besleyen şey tabi ki kültürel birikim ve hayaller. Bir de bunun dışında, can sıkıntısı da önemli. Canınız o kadar sıkılmalı ki başka bir şeylerin düşünü kurmalısınız. İster bilimkurgu olsun ister edebiyatın başka alanı, yazmak için önerebileceğim tek şey bol bol okumak ve yazmak. Şair kimdir sorusuna en güzel yanıtı, ismini şimdi hatırlamadığım birinin verdiği cevap çok güzeldir: "Şair, şiiri dert edinen kimsedir". Yani yazar da, edebiyatı kendine dert edinen kişidir. Bilimkurguyu kendinize dert edinin. Bu ciddiyet ve yaklaşım önemli, gerisi de zaten zamanla kendiliğinden gelir.

Ve tabi ki Türkiye gibi bir yerde yaşadıklarını unutmamaları önemli. Yüzde altmışı aptal gerisi de sıradan olan bir toplumda, yazdıklarının karşılığında bir beklenti içinde olmamaları gerekli. Sadece yazmak için yazmalı ve sayısı çok az olan okur için şükretmeli.

Bilimkurguda sizi etkileyen ve beğendiğiniz yazarlar ve kitaplar var mı?

En baştan hiç tereddütsüz Stanislaw Lem. Daha sonra Isaac Asimov ve Arthur C. Clarke. Size garip gelebilecek ama bilimsel kitaplara çok düşkün olmama rağmen aslında çok kötü bir bilimkurgu okuruyumdur.


**********************************************

TUHAF ÖYKÜLER

Evrensel Mahkeme Tutanakları. Bölüm 6-123 (öykü)

EVRİM KONGRESİ (öykü)

Yazar, 1966 yılında Isparta'nın Şarkikaraağaç ilçesinde doğdu. Üç yaşındayken ailesiyle birlikte Ankara'ya taşındı. İlkokulu Keçiören Çizmeci ilkokulunda, ortaokulu ise Hüseyin Güllüğlu Orta Okulunda okudu. Daha sonra ise Ankara Yenimahalle Meslek Lisesi Elektronik bölümüne girdi. 1985 yılında Ortadoğu Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünü kazandı. Makine Mühendisliği bölümünü bitirdikten sonra aynı bölümde "Evrik bir sarkacın bir puslu kontrolcü ile dengelenmesi" (Stabilazation of an Inverted Pendulum by using a fuzzy controller) konulu master tezimi yaptı.

Bunun dışında "IRC ve ICQ online Sohbet Klavuzu" ve "Web sitesi tasarım kılavuzu" kitaplarını yazdı. Şiirlerini "Adın Mavi Aşk" kitabında topladı. Alfa yayınlarından çıkan "AutoCad 14", "PC Bakım, Onarım ve Terfi Klavuzu", Internet ve UNIX kitaplarını çevirdi. Henüz yayınlayamadığı basım aşamasında olan "Aklımda Gezintiler" kitabı ve "Bealzup Valisinin Güncesi" adlı bir romanı var.

Yazar, 2003 yılında "Bul Beni Bebek" öyküsü ile TBD (Türk Bilişim Derneği) bilimkurgu öykü yarışmasında birinci oldu. Öykü, bilimkurgu öykü, fotoğraf, şiir, deneme çalışmalarını kendi internet sitesi olan www.eminari.com adresinde yayınlamaktadır. Halen İzmir'de yaşamaktadır.
*****************************************

Ülkemizde yaratıcı ve parlak beyinli insanların bir kısmının yurt dışında olduğunu; bir kısmının da küskünlük içerisinde olduğunu görüyoruz. Hatta bazı yaratıcı ve başarılı insanların hedef haline gelebildiğini de görüyoruz. Toplumumuzda, bu özellikteki insanlar istenmiyor mu sizce?

Evet sevilmiyor ve hatta istenmiyor. Başka kültürlerde, bu tür insanlara ve onların üretimine özel bir ilgi ve ihtimam gösterilir çünkü bu insanlar toplumu geleceğe taşır. En basitinden, patent olayının hukuki hale gelmesine bakın. Batıda 200 yıllık geçmişi var ama bizde, şunun şurasında 20 yılı geçmez.

Her şey görelidir ama başarı göreli değildir. Kişi başına düşen milli gelirin ne? Yılda kaç kitap okunuyor, mikro yonga üretiminde kaçıncı sıradasın? Bütün bunlar somut ve göreceli olmayan kriterler. Türk insanı genel anlamda başarısız. Zaten bir cemaatler toplumu olduğumuz için, istenen başarı değil bağlı olduğunuz cemaata olan sadakatiniz. Dünya ikinci liginin sıradan bir oyuncusuyuz.

Uluslararası alanda Orhan Pamuk ve rahmetli Leyla Gencer dışında tanınmış, sivrilmiş bir ismimiz, bilim alanında bir nobelimiz ya da paylaşamadığımız bir buluşumuz yok. Yaptığımız tek şey Türk'ün Türk'e propagandası. Her yönü ile ezik bir taşralılık duygusundan kurtulamıyoruz.

Bir zamanlar Avrupalılar yıkanmıyorlardı, at gibi kokuyorlardı gibi şeylerle kendimizi avutuyoruz. Başarısız bir insanın tahammül edemediği tek şey, kendi başarısızlığını ona sürekli anımsatan başarılı bir insandır.

Gençlere tavsiyem imkanları varsa beyin göçü ile bu ülkeden gitmeleri, yoksa burada kalırlarsa onların beyni göçecek. Burada heba olacaklarına yurt dışında, genel insanlık birikimine katkıkda bulunurlar. Her zaman dediğim gibi, Türkiye'de hiç bir başarı cezasız kalmaz.

Yakın veya uzak gelecekte Türkiye'nin ve dünyanın geleceğini nasıl öngörüyorsunuz? İyimser misiniz, yoksa kötümser mi?

Türkiye yine ortalarda bir yerde, dünya ikinci liginde yer alacak. Dünyanın genel gelişimi ile Türkiye de biraz gelişecek, hepsi bu. Dünyanın geleceği konusunda ise karamsarım. İnsan türü yok olmayacak ama çok azalacak. Bu gidişatı ne iyimser çabalar ne de kararlı önlemler durduramaz. Diğer türler gibi doğal düşmanlarımız yok, bizim çoğalmamızı engelleyecek bir mekanizmanın olması lazım. Uzun ve neredeyse sonu gelmeyecek bir buzul çağı insan türünü epey azaltacak. Bir kısım uygarlıklar uzayda yaşayacak teknolojiyi geliştirirken, kalanlar ikinci bir taş çağını yaşayacak.

Mayıs 2008'de yayınlanan "Tuhaf Öyküler" isimli kitabınızda yapay zekadan matematiğe, gen teknolojisinden uzay yolculuklarına kadar değişik konulara uzanan 16 öykü yer alıyor. Kitabınız yayınlanmadan önce de sanırım güzel ve ilginç okur tepkileri de aldınız. Bize bu tepkilerden ve kitabınızın çıkış sürecinden biraz bahseder misiniz?

Benim en çok ilgimi çeken iki okur tepkisi oldu. Birincisi, yazdıklarımın gerçekliğine inanan ya da ciddi anlamda şüphelenen okurların bu konuda dile getirdikleri. Ülkeyi kurtardığım için beni yürekten tebrik eden (!) okurlarım var. Diğeri ise, bu yazdıklarımın gerçekten benim tarafımdan yazılıp yazılmadığı idi. Bir kaç yerde, "öyküler o kadar iyi ki adam kesin bir yerden çevirmiştir" dediklerini okudum. Türklerin Türk düşmanlığını inanın hala anlayabilmiş değilim.

Kitap tam bir hayal kırıklığı oldu. Yayınevi dağıtımı yapamadı, tanıtım işini ben kendim yürütmek zorunda kaldım vs.

Bazı yazarların verdikleri eserler arasında biraz daha fazla sevdikleri eserleri vardır. Örneğin Asimov, "Son Soru" (The Last Question) isimli kendi öyküsünü daha çok beğenir. Sizin de benzer şekilde, daha çok beğendiğiniz öykü veya öyküleriniz var mı?

Öykü yazma sürecinde, yazdığım öykü en beğendiğim ve bağlandığım öykü oluyor ama daha sonra, öykü bittiğinde kendime bile açıklayamadığım bir şekilde öyküme yabancılaşıyorum. Sanki başkası yazmış gibi geliyor. Diğer ilginç bir şey ise, okurların çok beğendiği öykülerim benim sıralamam da sonlarda yer almaları.

Bu ilk kitabınızdan sonra başka kitaplarınız da olacak mı? Özellikle bilimkurgu varsa diğer alanlardaki hayaliniz nedir?

Aklı başında ve tecrübeli bir yayınevinden teklif gelirse neden olmasın ama yayınevlerini kapı kapı dolaşıp "Lütfen kitabımı yayınlayın" demem. Sonuçta bir şekilde okurlarıma ulaşıyorum ve bir yazar için bir olgunlaşma noktası olduğuna inandığım bir duruma geldim: Artık yazmak için yazıyorum. Türklere aldırmadan, bir Türk'ün de bilimkurgu yazacağını hem de iyi bilimkurgu yazacağını göstermeye devam edeceğim.

"X-Bilinmeyen.net" sitesi ve okurları adına, bu güzel ve ilk sanal röportajımızı kabul ettiğiniz için teşekkür ederim.

X-BİLİNMEYEN, Ağustos 2008


bilimkurgu@x-bilinmeyen.net