|
Yazar, 1966 yılında Isparta'nın Şarkikaraağaç ilçesinde doğdu. Üç yaşındayken ailesiyle birlikte Ankara'ya taşındı. İlkokulu Keçiören Çizmeci ilkokulunda, ortaokulu ise Hüseyin Güllüğlu Orta Okulunda okudu. Daha sonra ise Ankara Yenimahalle Meslek Lisesi Elektronik bölümüne girdi. 1985 yılında Ortadoğu Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünü kazandı. Makine Mühendisliği bölümünü bitirdikten sonra aynı bölümde "Evrik bir sarkacın bir puslu kontrolcü ile dengelenmesi" (Stabilazation of an Inverted Pendulum by using a fuzzy controller) konulu master tezimi yaptı.
Bunun dışında "IRC ve ICQ online Sohbet Klavuzu" ve "Web sitesi tasarım kılavuzu" kitaplarını yazdı. Şiirlerini "Adın Mavi Aşk" kitabında topladı. Alfa yayınlarından çıkan "AutoCad 14", "PC Bakım, Onarım ve Terfi Klavuzu", Internet ve UNIX kitaplarını çevirdi. Henüz yayınlayamadığı basım aşamasında olan "Aklımda Gezintiler" kitabı ve "Bealzup Valisinin Güncesi" adlı bir romanı var.
Yazar, 2003 yılında "Bul Beni Bebek" öyküsü ile TBD (Türk Bilişim Derneği) bilimkurgu öykü yarışmasında birinci oldu. Öykü, bilimkurgu öykü, fotoğraf, şiir, deneme çalışmalarını kendi internet sitesi olan www.eminari.com adresinde yayınlamaktadır. Halen İzmir'de yaşamaktadır.
*****************************************
Ülkemizde yaratıcı ve parlak beyinli insanların bir kısmının yurt dışında olduğunu; bir kısmının da küskünlük içerisinde olduğunu görüyoruz. Hatta bazı yaratıcı ve başarılı insanların hedef haline gelebildiğini de görüyoruz. Toplumumuzda, bu özellikteki insanlar istenmiyor mu sizce?
Evet sevilmiyor ve hatta istenmiyor. Başka kültürlerde, bu tür insanlara ve onların üretimine özel bir ilgi ve ihtimam gösterilir çünkü bu insanlar toplumu geleceğe taşır. En basitinden, patent olayının hukuki hale gelmesine bakın. Batıda 200 yıllık geçmişi var ama bizde, şunun şurasında 20 yılı geçmez.
Her şey görelidir ama başarı göreli değildir. Kişi başına düşen milli gelirin ne? Yılda kaç kitap okunuyor, mikro yonga üretiminde kaçıncı sıradasın? Bütün bunlar somut ve göreceli olmayan kriterler. Türk insanı genel anlamda başarısız. Zaten bir cemaatler toplumu olduğumuz için, istenen başarı değil bağlı olduğunuz cemaata olan sadakatiniz. Dünya ikinci liginin sıradan bir oyuncusuyuz.
Uluslararası alanda Orhan Pamuk ve rahmetli Leyla Gencer dışında tanınmış, sivrilmiş bir ismimiz, bilim alanında bir nobelimiz ya da paylaşamadığımız bir buluşumuz yok. Yaptığımız tek şey Türk'ün Türk'e propagandası. Her yönü ile ezik bir taşralılık duygusundan kurtulamıyoruz.
Bir zamanlar Avrupalılar yıkanmıyorlardı, at gibi kokuyorlardı gibi şeylerle kendimizi avutuyoruz. Başarısız bir insanın tahammül edemediği tek şey, kendi başarısızlığını ona sürekli anımsatan başarılı bir insandır.
Gençlere tavsiyem imkanları varsa beyin göçü ile bu ülkeden gitmeleri, yoksa burada kalırlarsa onların beyni göçecek. Burada heba olacaklarına yurt dışında, genel insanlık birikimine katkıkda bulunurlar. Her zaman dediğim gibi, Türkiye'de hiç bir başarı cezasız kalmaz.
Yakın veya uzak gelecekte Türkiye'nin ve dünyanın geleceğini nasıl öngörüyorsunuz? İyimser misiniz, yoksa kötümser mi?
Türkiye yine ortalarda bir yerde, dünya ikinci liginde yer alacak. Dünyanın genel gelişimi ile Türkiye de biraz gelişecek, hepsi bu. Dünyanın geleceği konusunda ise karamsarım. İnsan türü yok olmayacak ama çok azalacak. Bu gidişatı ne iyimser çabalar ne de kararlı önlemler durduramaz. Diğer türler gibi doğal düşmanlarımız yok, bizim çoğalmamızı engelleyecek bir mekanizmanın olması lazım. Uzun ve neredeyse sonu gelmeyecek bir buzul çağı insan türünü epey azaltacak. Bir kısım uygarlıklar uzayda yaşayacak teknolojiyi geliştirirken, kalanlar ikinci bir taş çağını yaşayacak.
Mayıs 2008'de yayınlanan "Tuhaf Öyküler" isimli kitabınızda yapay zekadan matematiğe, gen teknolojisinden uzay yolculuklarına kadar değişik konulara uzanan 16 öykü yer alıyor. Kitabınız yayınlanmadan önce de sanırım güzel ve ilginç okur tepkileri de aldınız. Bize bu tepkilerden ve kitabınızın çıkış sürecinden biraz bahseder misiniz?
Benim en çok ilgimi çeken iki okur tepkisi oldu. Birincisi, yazdıklarımın gerçekliğine inanan ya da ciddi anlamda şüphelenen okurların bu konuda dile getirdikleri. Ülkeyi kurtardığım için beni yürekten tebrik eden (!) okurlarım var. Diğeri ise, bu yazdıklarımın gerçekten benim tarafımdan yazılıp yazılmadığı idi. Bir kaç yerde, "öyküler o kadar iyi ki adam kesin bir yerden çevirmiştir" dediklerini okudum. Türklerin Türk düşmanlığını inanın hala anlayabilmiş değilim.
Kitap tam bir hayal kırıklığı oldu. Yayınevi dağıtımı yapamadı, tanıtım işini ben kendim yürütmek zorunda kaldım vs.
Bazı yazarların verdikleri eserler arasında biraz daha fazla sevdikleri eserleri vardır. Örneğin Asimov, "Son Soru" (The Last Question) isimli kendi öyküsünü daha çok beğenir. Sizin de benzer şekilde, daha çok beğendiğiniz öykü veya öyküleriniz var mı?
Öykü yazma sürecinde, yazdığım öykü en beğendiğim ve bağlandığım öykü oluyor ama daha sonra, öykü bittiğinde kendime bile açıklayamadığım bir şekilde öyküme yabancılaşıyorum. Sanki başkası yazmış gibi geliyor. Diğer ilginç bir şey ise, okurların çok beğendiği öykülerim benim sıralamam da sonlarda yer almaları.
Bu ilk kitabınızdan sonra başka kitaplarınız da olacak mı? Özellikle bilimkurgu varsa diğer alanlardaki hayaliniz nedir?
Aklı başında ve tecrübeli bir yayınevinden teklif gelirse neden olmasın ama yayınevlerini kapı kapı dolaşıp "Lütfen kitabımı yayınlayın" demem. Sonuçta bir şekilde okurlarıma ulaşıyorum ve bir yazar için bir olgunlaşma noktası olduğuna inandığım bir duruma geldim: Artık yazmak için yazıyorum. Türklere aldırmadan, bir Türk'ün de bilimkurgu yazacağını hem de iyi bilimkurgu yazacağını göstermeye devam edeceğim.
"X-Bilinmeyen.net" sitesi ve okurları adına, bu güzel ve ilk sanal röportajımızı kabul ettiğiniz için teşekkür ederim.
X-BİLİNMEYEN, Ağustos 2008
|