|
Chris FOSS
(1946)
İngiltere'de, Devon'da doğmuştur. Güney Batı İngiltere'de terkedilmiş kömür ocakları ve demiryolları ile doludur. Foss, demiryolları ve buhar makinelerinin çevresinde bulduğu metal parçalarını model olarak kullanmıştır. Onu çizim ustası yapan, Dorset'teki bir paralı okulda aldığı çizim kurslarıdır.
Kısa süre sonra, okulda öğrendiklerini aşar ve Poole limanındaki gemilerin çizimlerine başlar. Mimari tasarım gücü Guernsey Adası'nda Nazilerce kurulan istihkâmlar sayesinde gelişir. Eserlerindeki sert gün ışığı, koyu gölgeler, masif kuleler ve kentler, şüphesiz ki bu adadan ona kalan miraslardır.
|
|
Chris'in ailesi, onun bir sanatçı olmasını istememiştir. Onun üniversiteye gitmesini arzu ederler. Sonuçta Cambridge Üniversitesinde Mimari Bölüme yazılır; fakat hızla yeteneğini yitirmeye başlar. "Mimarlar, renklerin ve biçimlerin kullanımı konusunda kesinlikle sezgiye sahip değiller" der bir söyleminde. Cambridge'de okurken, "Autocar"a ve altı sayfa karikatürünü Bob Guccione'ın "Penthouse" yayınevine satar. 1966'da, bir binanın heykel işlerini üstlenir ve bu, ekmeğine yağ sürer.
1960'ların sonlarında bir püskürtme tabancası alır: "İz bırakmadan hızla sahneler arasındaki geçisi başka türlü sağlayamazdım" der.
1968'den 1970'e kadar zor bir dönem geçirir. Yeni evlenmiştir ve paraya ihtiyacı vardır. Heykel işini bırakır ve çizim dışında kiralık arabaları boyama işine girişir. Barbarella tarzı kitaplar için çizimler yapan Guccione, kendisine yardım eli uzatır. "Bu dönemdeki çizimlerim endüstriyel standartlara uymamaktadır; ama Guccione'nun işi uyum sağlamama yardımcı oldu" demektedir.
1969 yazında Constable Ltd için bir illüstrasyon teklifi alır. Bu olaydan sonra mesleğinde ilerlemeye başlar. Başlangıçta her çeşit konuyu işler; ama zamanla dramatik savaş sahneleri, uçaklar, gemiler, denizaltılar ve uzay gemileri konusunda kendisini geliştirir. Özgün bakış açıları oluşturur: Yıldızlarla dolu bir göğün altında, bulutlara değen yan yana ve işlevsel otomatik kentler gibi… Yaratımları uzanıp giden, devasa ve sert biçimleriyle çok değişiktir.
1975'te ilk kez sinema dünyasında göründü. Alejandro Jodorowski, Frank Herbert'in ünlü eseri "Dune"u sinemaya aktarma projesi kapsamında, Foss'u skeçleri resimlemek üzere kiralar. Jodorowski'ye göre Chris, muhteşem Padishah Empire (Padişah İmparatorluğu)'ın makinelerini görüntüleyebilecek yegâne kişidir. Sanatçı da sanatını, yeni bir alanda gösterme fırsatını yakalamıştır. Ne yazık ki "Dune" projesi sonuçlanmaz; ancak Chris'in yapmış olduğu çizimler, insanlığın geleceğin sınırlarında nasıl bir gelecekle karşılaşacağının fikirlerini bize sunar.
|