ba_l_k_yaz_s_.1.dernek.kk.jpg

TÜRK YAZARLARDAN ÖYKÜLER - ŞİİRLER

EVRİM KONGRESİ

Evrensel Mahkeme Tutanakları. Bölüm 6-123

KAÇAK

HİÇ BEKLENMEYEN BİR AŞK

SIRADAN BİR İŞ GÜNÜ

DRASORYA

UZAK GEZEGENİN İNSANLARI

2027 - 88.DAVA
GALAKSİLERARASI KONGRE
300.YAŞGÜNÜM İÇİN KONUŞMA

TEYP KASETLERİ

ZOMBİ

GALAKSİLERARASI KONGRE
300.YAŞGÜNÜM İÇİN KONUŞMA


Lütfen sol sütundaki isimleri tıklayınız!

amblem.2.k.jpg

GALAKSİLERARASI KONGRE

Tarık GÜNERSEL

BEDENLERE İNANIR MISINIZ?
Om Yayınevi, Nisan 1999, İst. 96 sayfa.

Galaksilerarası Kongre

Öykü, Sf:85

Değerli Uzaydaşlar, Kardeşlerim,

Uzay kirliliği evrendeki bütün duyarlıları alarma geçirecek boyuta varmıştır. Şimdiden çare bulunmazsa çok değil iki üç milyon yıl sonra dönüşü zor bir yola girilmiş olacaktır. Unutmayalım ki verilere göre tek uzay var, başka uzay yok.

Bu nedenle, sözüm meclisten dışarı, galaksi veya gezegen şovenizmine kapılan dar kafalılar ile dar çiplilerin artık silkinip uzay bilinci edinmesi hayati önem taşımaktadır.

Bu noktada Dünya denen gezegenden söz etmem gerekiyor. Evet, "insan" denen alt-türün hegemonyası altındaki o gezegenden.

Bazı zihinlerden homurtu frekansları algılıyorum:
"Burada temsil edilmeyen, edilemeyen o gezegenden mi?!"

Evet, uzaydaşlar: Galaksilerarası toplantılarımızda hala temsil edilmeyen o gezegenden söz etmek durumundayım. Şu mavi noktadan.

Neden mi? Çünkü artık Dünya çevresinde artıklar var.
Atıklar var!

Uzaydaşlar, artık bu kadarı da fazla! "İnsan denen o azgelişmiş tür kendi gezegenini batırırsa batırsın! Bize ne!" diyen kardeşlerime hitap ediyorum. Onlar uzayı da kirletmeye başladı!

Bu bakımdan önümüzdeki toplantımıza oradan bir heyet davet etmeyi öneriyorum. Lütfen bugüne kadar diyalog kurabildiğimiz insan sayısının pek az olduğuna bakıp o türün kapasitesini küçümsemeyelim. İnanın ki insanlar arasında feyiz alacağımız kişiler de var.

Tabii burada ulaşım sorunu akla geliyor. O konuda biz insanlığın sözcülerine yardımcı oluruz.

Diyebilirsiniz ki, "Peki ama acaba gerçekten nitelikli temsilciler mi gönderilir, yoksa bu seçimde rüşvet ve akrabalık ile mevki ve imaj düşkünlüğü ve pazarlıklar
mı belirleyici olur?

Artık o konu insanların vicdanlarına kalmak durumunda -maalesef.

Doğru: İnsanlarda bırakınız uzay bilincini, gezegen bilinci bile gelişmiş değil. "Ülke" dedikleri mahalleler arasında çatışmalar adeta gelenek. Ayrıca bazen daha büyük bir ülke -yani mahalle- uğruna bazen de daha küçük bir mahalle kurmak için kan dökmek hala yaygın bir eğilim.

Özetle: İnsan denen alt-türün hayatında vahşet ile karşı vahşet arasındaki etkileşim aşılabilmiş değil.

Bize ulaşan raporlara bakılırsa, tahripkârlık olgun kabul edilen insanlar arasında bile her an örtük olarak yaşanabiliyor.

Yani sanal tarih gezilerimizde tanık olduğumuz o çok eski devirlerdeki sorunları düşünürsek insanların halini biraz olsun anlarız.

Uzaydaşlar, lütfen insanlığın sözcülerini davet ve kabul edelim. -Hem uzayı savunma, hem nezaket ve hem de hayır işlerimiz çerçevesinde- Onlarla aynı galakside ikamet eden kardeşlerimiz ulaşım konusunda yardımı üstlenebilir sanırım. Komşuluk böyle böyle gelişir.

tar_k_g_nersel.k.jpg

Şair, yazar, çevirmen,
dramaturg, oyuncu.

*1970 Şiirleri "Birikim" Dergisinde yayınlandı.
Özgün kitapları:
*1982 Otomopoli'de Akşam
*1983 Planlar Kalıntı Olduğu Zaman
*1983 Bir Geçiş Tolumunda
*1989 Muhafızgücü:1 - Hayalcücü:0
*1993 Uzay Bilinci
*1999 Bedenlere İnanır mısınız?
*****************************************************************************

300. Yaşgünüm için Konuşma

Öykü, Sf:89

130 yaşımdan sonra üç yılda bir konuşma yaptım, 200. yaş günümden beri de beş yılda bir. Bundan böyle on yılda bir parti verilmesini ve aradaki yıllarda yaşgünümün sessizce geçiştirilmesini rica ediyorum.

Deneye razı olup da bu kadar uzun yaşayan birkaç kişiden biriyim. Daha doğrusu, geçen yılki kazadan sonra, tek kişiyim. Bilimin hedeflediği 400 yaşıma varmayı bekliyorum. Şikayetçi olmamalıyım; bu da böyle bir kobaylık.

Sabırla yaşıyor ve yazıyorum.

Eserlerimin gündeme gelişiyle gidişi med cezir gibi, benim için.

Şüphesiz, 60 yaş zindeliğiyle 300 yaşına varmak fena değil. Ama galiba 140 yaşıma gelince sözümden dönseydim daha iyi olabilirdi.

Çünkü o yaşıma kadar yaptığım katkılar heyecan uyandırıyordu. Sonra yaratıcılığım kanıksandı. Artık şöyle deniyor: "Of, yine çığır açtı!"

Benden öyle bıkıldı ki adımın ilgi uyandırması için ölümümden sonra beş altı
yüzyıl geçmesi gerekecek.

Tamam, 250 yıl önce yazdığım şeyler birilerine hala ilginç gelebiliyor. En azından edebiyat tarihçilerine. Ama önümde daha 100 yıl var. Yazmak hoş, ama eskimiş olarak mı öleceğim?

Değerli ilgililer, aziz arkadaşlarım, sevgili yakınlarım, bu zarif kutlama için hepinize teşekkür ederim.

Her insan kendi hayatinin merkezi; hiç kimse hayatın merkezi değil.

İtiraf edelim: Artık nezaketen yaşıyorum, nezaketen ilgileniyorsunuz.

Eh, bu da böyle bir tecrübe.

Hepinize sadece yüz kırk yıl dilerim.
**********************************************

Gezegen bilinci ile uzay bilincinin genellikle çelişen şeyler olmadığım, çelişme durumunda ise uzaylılığın öncelik taşıması gerektiğini insanlara bıkmadan anlatmalıyız.

Bıkmadan. Çünkü veriler insanoğlunun inanmak istediği şeye inanmaya pek eğilimli olduğunu gösteriyor.

Mesela bir elinde altıparmak olan bir insan -ki normalde beş parmakları oluyor- doğanın kusursuz yaratıldığına inanabiliyor.

Kardeşlerim, kanımca uzay bilincini insanlara tanıtırken şu fikre öncelik tanımak yararlı olabilir:

"Her insan bir kişi olabilir, ama her kişi bir insan olmadığı gibi olmak zorunda da değildir."

İnanın, bu fikri sindirmeleri kolay olmayacak.

Şimdi diyebilirsiniz ki, "Dünya bir ayrıntı! Gündemde çok daha önemli maddeler var!"

Değerli kardeşlerim, unutmayalım ki biz ayrıntılara önem vermesek bu günlere gelemezdik.


bilimkurgu@x-bilinmeyen.net