ba_l_k_yaz_s_.1.dernek.kk.jpg

HAKİMİYET
SAYFA-2
SAYFA-3
SAYFA-4
SAYFA-5
SAYFA-6

HAKİMİYET


hakimiyet.jpg

Ölümsüzlük Tümüyle Güzeldir;
Siz Ondan Bıkana Kadar!

Makine: İlaçları denetler. Hayalleri tasarlayan kişi ve özneleri uyuşturur, ilaçların sanal dünyasında, fantastik bir gerçek yaratır.

Yaz. Ev sessiz ve karanlık. Bir Ağustos sıcağında doğan Ağustos fırtınası dışarıda hüküm sürmekte. Işıksız evi şimşekler aydınlatıyor, sessizliği gök gürültüleri bozuyor.

Grace, tek başına, yatak odasında, bekleyerek yatmakta.
Camın dışındaki yaz fırtınası, serin bir yağmura yerini bırakır.

O bir hipnozcudur. Arzulanan etkileri çevrede yaratarak hayalleri düzenler.

Kapı zili çalar. Grace, kimin geldiğini bilmektedir. Koşarcasına basamakları iner, kapıyı açar. Delikanlı, utangaç ve çekingen, gülümser. Kız da gülümseyerek onu içeri davet eder.

Konuşurlar. Kız ona bir soda ikram eder ve kendine de bir tane alır.

Grace, onu fonografın olduğu yatak odasına götürür. Yatağa arkalarını dönerek, sessizce otururlar.

Delikanlı, birden onu öper, ağır ve kararsız bir öpücükle.
Kızın dudakları da onunkini arar. Delikanlının iri elleri merakla gezinir.

Delikanlı, kendi çıplaklığından utanarak durmaktadır. Gövdesi yaz sporlarının etkisiyle taze, düzgündür. On dört yaşın pürüzsüzlüğüne ve tüysüzlüğüne sahiptir.

Delikanlı utandığı için, Grace gözlerini kapar. Kıza sarılır ve sessizce yatağa götürür, oturur ve onu öper. Yatakta birlikte şuursuzca yuvarlanırlar.

Kız ani bir acı duyar. Bu duygunun hazzını kaybetmek istemez, bir süre bedeninde yaşatmayı sürdürür. Başını çevirdiğinde, yanaklarından gözyaşları süzülmektedir.

Delikanlı, gözlerini onun yüzüne yaklaştırır:
-Ben... ben...
Özür dilemeye yeltenir. Kız açıklar:
-Ağlıyorum, çünkü mutluyum, Billy.
-Seni seviyorum.

Görüntü kaybolur, ilacın etkisi geçer, hipnozcu parmaklarını şıklatır!

Eski ahşap evin yerini, beyaz duvarlı temiz bir apartman dairesi alır. Yatağın ayakucunda duran, delikanlı yerine kocası Jon'dur. Fakat kadının yanaklarında gözyaşları ve bedeninde hâlâ tatlı bir uyuşukluk kalmıştır, geriye.
@

-İyi miydi? diye sordu, kocası.
Kadın yanıtlamadı. Başını çevirmedi bile:
-Yarın, benim için o kişi olacak mısın?
-Yarın?
Kadın, evet anlamında başını salladı.
-Grace? Delikanlı... Geçen yıl onu araştırmıştın.

amazing_sf-may75.jpg

Hakimiyet, Ken WISMAN'ın, "Teknolojinin Hakimiyeti" ve giderek "Tanrılaşması" üzerine nefis bir öykü. Ölümsüzlüğü ararken, İnsanoğlunun kendi kendini maddeye hapis ederek cezalandırması da başka bir hiciv...

Ünlü çocuk hikayesi "Wizard of Oz" dan esinlenilerek yaratılan Tanrı "Zardoz" ve özel bir ortamda yaşayan ölümsüzler, 1974'de aynı adla çekilen filmin de ana temasıydı. Tıpkı öyküdeki Grace gibi, onlar da "ölüm"ü arıyorlardı; çünkü sonsuz yaşam, amacını yitirmişti.

zardoz.k.jpg

Karısı, sessizliğini koruyordu.
-Onu sevdin mi?
-Sanırım!
Kadın, delikanlıdan daha fazla sevmişti.
-Kaç yaşındaydınız?
-On dört.
Kadın, o dönemi de seviyordu.
-Bu ne kadar sürdü? Ne kadarını iyi anımsıyorsun?
-Bilmiyorum.
Çünkü Kentten önceki bir zamanda ve makineden önceki bir çağda âşık olmuştu.
@

Bir hafta sonra Jon, Tele-Gözcü binasındaki programdan döndüğünde, Grace'i yatak odasında ağlıyor buldu.
-Ne oldu?
-Ölmek istedim, dedi kadın heyecanla.
-Doktora göründün değil mi?
-Nerden biliyorsun?

Kadının psikiyatrı görmesi kocasının değil, Kentin direktifiydi. Jon, onun ruh halleri konusunda duyarlı değildi. Grace, onunla övünmezdi. Eğer, aralarında bir sevgi varsa, yıllara dayanıyordu ve Kent tarafından olgunlaştırılmıştı. Kadının tanıdığı tüm çiftler gibi, onların bağlılığı da makineye odaklanıyordu. Birbirlerinin fantezilerinde birer yabancı gibi rol alıyorlardı.

-Haberini aldım. Ne dedi?
-Bir şey söylemedi, Jon. Soluk alamıyorum, kendimi boğulur gibi hissediyorum. Bu Kent...
-Biliyorum, Grace, Kentten nefret ediyordun. Duvarlardan, binalardan...

Grace, gözlerini kaldırıp ona baktı:
-Terk etme izni alabilir miyiz? Kaçabilir miyiz?
-Bu neyi çözecek? Neyi halledecek? Kent, harika bir şey. Ne arzu edersen, istediğin her şey burada. Onun güzel bir yer olduğunu düşünürsen, aptalca fikirlerinden kurtulacaksın. Terk etmek bir şeyi çözemez. Kalmalı ve sorunlarınla yüzleşmelisin.

Grace, kocasına arkasını döndü:
-Anlamıyorsun, değil mi? Benim sorunum ölmeyi istemek değil. Ben 150 yaşındayım, Jon. Hayatımı bu lanet Kentte geçirdim. Hastalık yok, virüsler yok, bakteriler yok. Kazalar yok. Kent bizi her şeyden koruyor!

-devamı Sf:2'de-


bilimkurgu@x-bilinmeyen.com