ba_l_k_yaz_s_.1.dernek.kk.jpg

EKOLOJİK DENGE, MADENLER, ÇEVRE KİRLİLİĞİ
FOSİL NASIL OLUNUR?
EKOLOJİK KONGRE MERKEZİ
YERLİ TARIM-GERİLLA BAHÇECİLİK
EKO-TURİZM
EKOKÖY YOLCULARINA
YEŞİL ÇATI
TAŞTA YAPRAK FOSİLİ
Bož Sayfa

EKO-TURİZM


ekoturizm.ba_l_k.jpg

tekerlek.k.jpg

EKO-YAŞAM

Turizm kelimesi herkesin beyninde aynı kapıyı açıyor da, eko kökünün geldiği ekolojik kelimesi tarımla ilgili gibi geliyor insana, ekolojik ürünler var ya. Ama tarım turizmini karşılayan bir agro-turizm var zaten. Aynı şeyi anlatmak için iki yabancı kökenli kelime mi kullanıyoruz yoksa? Bir de eko-köy kavramı var. Bizim köyler ekolojik değil mi peki?

Eko-sistem içindeki varlıklar, hiçbir müşterek dil kullanmadan, hiç akıl yürütmeden gözle görülmeyen bağlarla birbirine bağlı muhteşem bir dans sergiliyorlar. Bağ bir yerinden kopacak olursa, hepsi birden bunun sancısını çekiyor.

İnsan sanki bu bağların dışında üstün ve özelmiş gibi, akıl ve onun aracı olan dili kanalıyla kendi arasında ayrı bir bağ oluşturmuş ve başka hiçbir şeyle ve hiçbir şekilde bağlı değilmiş gibi yaşamını sürdürmeye devam ediyor.

Bir yerlerde ise eko-sistem içindeki bağlarını hiç unutmayan, ya da uzun zaman öncesinde bunu hatırlayarak bağlarına yeniden can vermiş insanlar var. Bu insanlar ya zaten kendi köylerinde, ata kültürlerini nesilden nesile aktararak bugüne gelmiş, ya da bir araya gelerek eko-sisteme uygun eko-köyler kurarak, doğanın kaynaklarını doğal dengeyi bozmadan, ona karşı bir savaş açarak değil de, anasının koynunda yatar gibi sakin bir işbirliği içinde, ayrı düşerek değil, ona ait olarak yaşamaya başlamışlar. İşte eko-yaşam bu.

www.karavandan.blogspot.com

giysi.k.jpg

KAÇAK (öykü)

zeytin-orkide-ser_e.k.jpg

EKO-TURİSTLER

Bir yerlerde ana rahminin rahatlığını, kokusunu, doğallığını özleyen insanlar, onu tatil aralarında olsun bulmak adına yollara düşüyor. İşte bunlar eko-turistler.

Ülkemizin dört bir yanında doğal eko-yaşam alanları var. Bunlardan biri benim üstünde yaşadığım coğrafya. Doğasında 2000 yılın üstünde yaşayabilen zeytin var. Zeytin insana öyle çok hizmet veriyor ki, ona savaş açmaya bugüne kadar yüreği yetmemiş belli ki insanoğlunun, uzak durmuşlar ondan. Hatta çamları kesip, zeytin alanları açmışlar. Dağları da her türlü bitkisiyle, havasıyla, efsanesiyle el vermiş insana.

Kentlerden buraya gelenler, burada yaşayanlara kendi sistemlerine göre “format atmaya” çalışsa bile hala direnenler var. Ben, buralarda direnenleri bulmaya çalışıyorum!

Direnen nineleri, direnen giysileri, direnen ritüelleri, direnen domataları, direnen orkideleri, direnen üç etekleri, direnen dedeleri. Sıkı durun demek istiyorum. Ben bir kişiyim evet, ama benim gibileri de var. Çok önemlisiniz. Aman siz göçmeden anlatın, gösterin, örnek olun. Kendi toprağımıza ne ekeceğimizi, kendi toprağımızdan nasıl bina dikeceğimizi, domataya böcek gelmesin diye yanına hangi bitkiyi ekeceğimizi bize siz öğretin.

Biz öğrenirken; kente, kentliye format atılmış gençleriniz de geç olmadan akıllanır da, özüne döner, öğreniverir belki. Böylece taşırız doğayı, kültürü, tarımı yarınlara. Ait oluruz bütüne, paramparça dağılmadan. Tüm telaşım siz göçmeden yakalamak son vagonu.

İşte benim gibiler, bugün şartlarınız elvermeyebilir tümden doğal yaşam alanlarına dönmeyi, ama hiç olmazsa eko-turistler olarak gelin. Ellerimizden tutun, yeşilimizi koklayın, evinize geri götürdüğünüz sadece yağımız, sabunumuz, kekiğimiz olmasın. Bırakın gözlerinizdeki zamklar dökülsün, gören gözlerinizi götürün şehrinize.

Çağrım içinizde bir şeyleri titretiyorsa eğer, bir ağaca sarılın bugün. Saksıdaki bir çiçekle konuşun. Kokusunu yitirmemiş nane, kekik ne varsa evinizde onu koklayın. Tüm hücreleriniz hatırlasın ona kokuyu veren toprağı, suyu, güneşi ve düşün yollara! Yürürken sizi yerde tutan yer çekimini, dışarıdaki nemden, içinizdeki nemin azaldığını, dengenin kaçtığını hatırlatan susuzluk duygusunu kutsayın. Eko-sistemin gözle görülmeyen bağlarından sadece ikisi bu söylediğim. Toplam 53 duyumuz olduğunu söylüyor uzmanlar...

Doğada her şey diğerini destekler. Desteklenemeyecek haldeyse dönüştürür. Hem unutmayın, doğal seleksiyon kendine uyanları seçer, bakın bakalım kendinize, sıra size geldiğinde, doğa sizi seçer mi, seçmez mi? Seçilenlerden olmak için trenin son vagonunu yakaladınız yakaladınız, yoksa, geçmiş olsun!


bilimkurgu@x-bilinmeyen.net