|
"Kültür" çok geniş tanımlı, hatta ilk akla gelen "kültürel değer" anlamı ile yaygın, yani tarımı çağrıştırmaktan hayli uzak bir sözcüktür..
Yerli tarım demek, yerli malı yurdum malı anlamında değildir. "Yerine, yöresine en uygun" tarım demektir. Yani kalıcı olan ya da kalıcılığa en uygun olan; diğer anlamıyla; doğada zaten mevcut olan demektir. Hani, bir bitkinin en makbulü kendiliğinden çıkan ise bir sonrası da o yöreye en uygun, en verimli olanın, içine biraz insan aklı karıştırarak seçilmesi ve öngörülmesidir...
Henüz toprağın çamuruna bulaşmamış, suyun içmelik oluşunu aşamamış, pet şişedeki zavallı görüntünün ardındaki bereketiyle tanışmamış olanlar, sanal alemde kurtarmaya devam ededursunlar çevreyi...
Ekolojik döngü, kendini herkesin anlayacağı dilden ifade etmeyi sever. Ayrım gözetmez, ayrımcılık yapmaz... O yüzden, anlayabilenler anlatabilmeyi de becermek yani ortak dil kullanmakla sorumludur...
İngilizce’de "permanence" yada "permanent culture" ile ifade edilen kavram ısrarla, uyduruk "perma" lafı eşliğinde "permakültür" şekline dönüşerek söylenmektedir ki, bunun yerine babadan kalma "Yerli Tarım", "kalıcı tarım" , "sürekli üretim", "devamlı ekim" yada "kalıcı ekim". demek çok daha doğrudur.
NİSAN 2008
|
|
|
|
|
GERİLLA BAHÇECİLİK
Yeni bir heves ve moda olarak gündeme düşen "Gerilla Bahçecilik" de ayrı bir alem.. Niyetlerin çok iyi olduğunun elbette farkındayım. Ama bizler, "gerilla" sözcüğünün içerdiği isyankar enerji ile yaklaştığımız doğanın, nasıl bir tepki vereceğinden haberdar değiliz...
Doğaya, savaşa gider gibi çıkılmaz. Bir sevgiliye koşar gibi gidilir... "Bak ben neler dikeceğim, herkes görsün!" diye hırsla ekim yapılmaz. Doğanın zaten mevcut doğurganlığına sevgi ve bilgi ile yardım edilebilir ancak...
Sevgili erozyon dede Hayrettin Karaca'nın, "şimdiki aklım olsa, bu ülkede olmayan bir tane ağacı bile dikmezdim bahçeme" dediğinden haberdar mıyız?.. Küçük ölçekte bunun yorumu; oraya ait olmayan bitkinin zorla dikiminin asıl gerillalık olacağıdır... Araştırmacı ve seçici olun... Ben bu heyecanı anlayabilir ve anlayışla karşılayabilirim ama doğa şakadan hiç hoşlanmaz.... Aman dikkat...
Yıllar, yıllar önce New York'un göbeğinde bir arsa keşfedip, onu izin almadan yeşillendiren hanımefendiden menkul gerilla bahçeciliğin, elbette sempatik ve yararlı yönlerini görebiliyorum. Hatta olay biraz da adrenalin içeriyor, bu da cazibesini arttırıyor...
Bu "gerilla bahçecilik" denilen; kentin sağında solunda kalmış boş arsalarda, yol kenarı toprak alanlarda, kurtarılmış yeşil alan yaratma gayreti, zaman zaman mülkiyete tecavüz noktasına kadar götürse de işi, belli bir sempati ve anlayışla karşılanabilir... Ama bence "bu da benim dikili ağacım" anlamında yeni bir sanal mülkiyet peşinde koşmaktansa, o arazinin çöpünü taşını temizleyip, adam gibi sürüp, ardından biraz gübreleyip belki de arada bir sulayarak, doğanın kendi döngüsü içinde yeniden canlanmasını sadece izlesek, hem bir mucizeye şahit olur hem de gerçek saygıyı göstermiş oluruz çevreye...
Kafamıza göre bitkilendirmenin sonunda, örneğin Marmara bölgesinde meşe, çınar, ıhlamur dururken, zorla palmiye yetiştirmeye çalışan belediye mensuplarının komik durumuna düşme tehlikesi de vardır...
Unutmamalı ki; yıllar öncesinden başlayan, kentlere bu ve benzeri yeşil makyaj girişimleri, tüm Amerika topraklarının kimyasallarla, yanlış gübreleme ile genleri ile oynanmış tohumlarla kirletilmesinin önüne geçemedi. Yani birileri kentte şirinlik yaparken temel sorunları gözden kaçırdı koskoca Amerika...
Buna biraz da balkonunda, bahçesine yada kentin üç beş karış toprağında yarattığı yeşilin tatmini ile yetinip temel sorunu gözden kaçıranlar yada bilmeden kaçırtanların neden olduğunu söylemek kahinlik olmaz...
Temeli çürük binanın ömrü ilk depreme, felsefi yapısı oturmamış yeşil eylemin ömrü doğanın ilk tokadına kadardır. Bu iş, doğanın kucağında üç beş yaz kolaylığında, özel tatil köyü mantığında çözülebilseydi, mevcut eli
yüzü düzgün onca tatil köyü sayesinde tüm ekolojik sorunlarımızdan kurtulmuş olurduk bugüne kadar...
Bir dostumuzun söylediği gibi, bir köyü evlat edinmek veya himaye etmek yada o köyün evladı olmayı kabul etmek varken, kapıda bekçi olmaksızın rahat uyunamayacak, gerilla bahçeye benzer "eko sanılan köyler" yaratmak, doğru bir hedef gelmiyor bana...
SAPLANTI (öykü)
|
|
|
|