ba_l_k_yaz_s_.1.dernek.kk.jpg

BEDAVA BİRA
SAYFA-2

BEDAVA BİRA


bedava_bira.ba_l_k.jpg

Tarih: 20 yy. sonları
Yer: Beyaz Saray Basın Görüşme Bürosu

"Bayanlar ve baylar, birkaç kuralı gözden geçirelim. Lütfen oturun" diye, sakin sakin bekleyen basın mensuplarına, sinirli Başkanlık Basın sözcüsü bağırdı. Not defterlerini ve ses aygıtlarını bırakmaya ve aceleyle oturmaya başladılar. TV ve Radyo elemanları, cihazlarının başına dönerek, son denetlemeleri yaptılar.

Basın sözcüsü, alnındaki ter damlalarını sildi ve boğazını temizledi. Sağındaki yarı aralık kapıya merakla baktı. Kapı yavaşça açıldı. Koyu gri kostümlü, kendinden emin biri, görevliye belli belirsiz bir baş işareti yaptı. Hızla podyuma doğru ilerlerken, basın sözcüsü, "Bayanlar ve baylar, ABD Başkanı," diye anons yaptı ve yolundan çekildi.
@

Tarih: 23.yy ortaları,
Yer: Amerika'nın Büyük Okyanus sahilinde bir eğlence parkı iskelesi.

Yaşlı adam, oğlanın elini tuttu, kumların üzerindeki ahşap yürüyüş yolundan kumluğu adım attılar. Kumsaldaki ölü balıklar ve yosunların arasından dikkatle ilerlediler. Su yasağı uyarısını aldıklarında, yollarını değiştirdiler. Oğlan, yuvarlanan dalgaların bitiminde, aniden durdu.

"Büyükbaba! Bu gerçekten de Büyük Okyanus mu?" diye kollarında onun temasını hissederek bağırdı.

"Evet oğlum! Bu, o ünlü Büyük Okyanus. Hiç bu kadar bir şeyi önceden görmüş müydün?"

Yaşıl adam bastonuna yaslandı ve oğlanın martıları kaçırmak için gösterdiği çabayı izledi. Koşmak ve enerjisini serbestçe harcamak için kendisinin de genç olduğu zamanları anımsadı. Oğlan, kumdan bir avuç alıp havaya serpti ve koşarak yaşlı adamın yanına döndü.

"Tekrar anlat, büyükbaba!"diye yaşlı adamın elini tutarak rica etti.
"Tekrar? Tamam. Burada oturma, böylece okyanusun gerçekten iyi olduğunu göreceksin!"
@

Aralık kapı ardına kadar açıldı ve iki gri kostümlü adam daha, podyumun diğer tarafında kendilerine ayrılan yere doğru ilerledi. İki adamın ve arkalarından gelen birkaç yüksek rütbeli subayın izlediği Başkan, duraksamadı. Notlarını karıştırarak, mikrofonun önünde bir süre sessizce durdu. Boğazını temizledi ve derin bir soluk aldı.

"İyi akşamlar. Sizleri..." tereddütle duvardaki saate baktı, "20.40'da davet ettiğim için üzgünüm. Ama söyleyeceklerim, herkes için oldukça önemli. Bu toplantıyı, mümkün olduğunca çabuk bitireceğim."

Fazla ışıktan gözlerini kısarak, televizyon kameralarından yana baktı ve sordu:
"Televizyoncular, yayına hazırlar mı?"

"Henüz değil, Bay Başkan. Şu anda yayını kesme anonsu yapılıyor," diye yanıtladı grup başı. "Bir saniye efendim." Elini kaldırdı ve parmaklarıyla saniyeleri saydı. Elini indirdiğinde, her kameranın kırmızı ışığı yanmıştı.

amazing_stories-may79.jpg


Dünya kaynaklarını gün gelecek sadece insanlığın vereceği kararlar ve onun teknik yaklaşımları kurtaracak; ya da yok edecek...

Tükenmek bilinmez gibi görünen "okyanuslar", başka bir dünyanın keyif kaynağı olursa, insanlığın başına neler gelebilir?

İnce bir hicivle yazılmış güzel bir öykü...

FREE BEAR
Amazing Stories - Mayıs 1979

"İyi akşamlar, dostum Amerikalılar" diye başladı Başkan. "Bu akşam programını kestiğim için üzgünüm; fakat açıklamamın mahiyetini dinleyince, herkes için ne kadar önemli olduğunu anlayacaksınız. Vuku bulacaklar, muhtemelen insanlık tarihindeki en önemli olay olacaktır" durdu, boğazını temizledi ve ellerini kenetledi. "Bunun sonucunda ne tür bir riskin ortaya çıkacağını kimse söyleyemez, yine de bu konuyu halka duyurmayı tercih ediyorum. Çevreye karşı tutumumuz ve kazandığımız başarı, teknolojik olarak bildiklerimiz ve bunun bize sağladığı avantajdır." Tekrar durarak sol tarafında duran ve basın mensuplarından gelen soruları yanıtlayan basın sözcüsüne, omzu üzerinden sıkıntıyla göz attı.

Görevli, güçlükle yutkundu ve çenesini kıstı. "Devam ediniz."

"Üzgünüm bayanlar ve baylar, saçmalıyor ve sadede gelmiyor görünebilirim. Gerçeği yumuşatarak anlatabilirim; ama olduğu gibi duymanızın daha iyi olacağını tahmin ediyorum. Bayanlar ve baylar, başka bir gezegen halkı tarafından ziyaret edildik."

Açıklamanın ardından derin bir sessizlik oldu; sonra ortalık sorularla çalkalandı.

"Sakin olun!" diye bağırdı, basın sözcüsü, podyuma çıkarak. "Sorularınız, Başkan'ın beyanatından sonra alınacaktır." Podyumdan indi ve salonun sessizleştiğini, Başkan'a başıyla işaret etti.

"Şey, böyle bir durumda, nasıl bir tepki vereceğiniz bana bildirilmişti. Doğrudur, onlarla kendim, kişisel temas kurdum."

Başkan tekrar durdu, ikinci bir mırıltı salonu dolanıp bitene kadar.

"Kendilerimi Matarlar olarak tanıtıyorlar. Matarlar, dost tacirler ve sadece Dünyanın en zengin kaynaklarını, en ortalama değerden satın almak istiyorlar. Elbette bildiğimiz tarzda bir para birimi kullanmayacaklar; ama uzay gemileri, önemli projeler, fabrikalar, -liste uzayıp gidiyor- için gerekli hammaddeleri takas etmek istiyorlar. Elbette bize nelerin yararlı olabileceğine karar vereceğiz. Kurmaylar ve personelin de katılımıyla, siyaset dışı çalışacağız. Savunmamız, bu arkadaşça çalışma çerçevesinde gerçekleşecektir."

"Kaynak, Bay Başkan? Tam olarak nedir?" diye sordu önde duran bir kadın muhabir.

Salon boyunca aynı soru, kakofoni yaratan bir dalgalanmayla dolaştı. Basın sözcüsü, Başkan'ı kurtarmak üzere ortaya atıldı; fakat kalabalığı susturmak bu kez zor oldu.

-devamı Sayfa:2'de-


bilimkurgu@x-bilinmeyen.net